AKP Anayasanın 26. maddesini görmezden gelerek, otoriter ve totaliter bir duruş sergileyerek saray hükümetine yapılan her eleştiriyi, hükümet’i devirme planı olarak değerlendirerek, arka bahçesine çevirdiği yargıya taşıyarak eleştiri sahiplerini büyük cezalarla karşı karşıya bırakmaktadır. İçişleri bakanı içki yasakları genelgesinden sonra yeni bir genelgede Emniyet genel müdürlüğü tarafından yayınladı. Bu genelgeyle kolluk personelinden kamusal alanda görevlerini yaparken ses ve görüntü kaydı alınamaz. Görüntü ve ses kaydı alanların hakkında adli işlem yapılır denilerek. Anayasamızın 13. maddesi Temel hak ve özgürlükler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir denilmektedir. Bu nedenle İçişleri bakanı Soylu ve Emniyet genel müdürlüğü tarafından yayınlanan bu genelgeler hem “usul” açısından hem de “kanunsuz emir” olmaları nedeniyle geçersizdir. Bu genelgeye gerekçe yapılan konu ise ses ve görüntü kaydının (alınmasının) kolluk personelinin görevini yapmasını engellediği iddiasına dayandırılmaktadır.. Oysa suçun işlendiği fark edildiği anda ses ve görüntü cihazlarıyla kayıt yapılabilir ve delil toplanabilir olması bu iddiayı boşa çıkarmaktadır. Bu kanunsuz emirleri hukuka aykırı olarak ifa eden kolluk güçleri de suç işlemiş sayılırlar.. AKP bu hak ihlallerinin yargıya taşınmasının önünü bu yöntemle kesmeye çalışmaktadır. AKP eleştiri sınırları içinde kalan en masum yazı, makale, söyleşi ve röportaj yapanlara dahi her türlü göz dağı vererek, adeta Abdülhamit dönemine rahmet okutmakta dır… AKP genel başkanı VE Cumhurbaşkanı olarak, iki şapkası bulunan Erdoğan’ı eleştirmek suç sayıldığı için, hakaretten dolayı açılmış 80 bini aşkın dava bulunmaktadır… Cumhuriyet tarihini bırakalım, Osmanlıda Abdülhamit dönemi bile bu yaşanılan haksızlıklar ve hukuksuzlukların yanında hafif kalmıştır. AKP ve Erdoğan darbeyi gerekçe göstererek OHAL ilan etmiş ve KHK ‘le ülkeyi yönetmektedir. KHK’ le hak ve Özgürlük alanlarını her gün biraz daha budayarak, halkın haber alma özgürlüğünü daraltmakta dır. Bütün bunları yapabilmek için ulusal basının % 95 ni kendi denetiminde tutarak ve onları yemleyerek algı yönetimi ile gerçek gündemi gizlemektedir. Yapılmak istenen Cumhuriyetin temel değerlerini hiç ederek, teokratik din devletini kurmak ve Atatürk’ü itibarsızlaştırarak kendisine alan açmaktır. Düşünce ve vicdan özgürlüğünü hiçe sayarak, yargı üzerinden topluma diz çöktürmeye çalışmaktır… Ne yazık ki Siyaset artık yargı eliyle yönetilmektedir. AKP in 20 Yıllık icraattı Cumhuriyetin içini boşaltmakla geçti, Cumhuriyetin nispi demokratik birikimlerini hiç etti. İfade özgürlüğüne yönelik her türlü daraltıcı kavrayış, fikir mücadelesinin yasama, yargıya egemen olan Siyasi İslam grupları tarafından tek tipleştirilmesi sonucunu doğurdu. Düşünce özgürlüğü, esas olarak iktidara yönelik eleştirilerin özel olarak korunması ihtiyacından doğmuştur.
İnsandan kopuk, metafizik İslami ve Irkçı çıkarlar için devletin varlığının ceza normları ile korunması anlayışı, düşünce suçlarının kaynağını oluşturmaktadır. Seçilen ifadeler ne kadar etkileyici ve yakıcı ise, bunları özgürlük alanının dışına çıkarma istek ve çabası da o kadar yoğun olur. Medyanın önemli bir bölümünün Erdoğan’ın bu hukuk tanımaz tavrına payende olması büyük bir aymazlıktır. AİHM Lingens- Avusturya kararında; “ifade özgürlüğünün sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız veya ilgilenmeye değmez görülen haber ve düşüncelere değil, aynı zamanda aleyhte olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden nitelikte olanlara da uygulanacağını, bunun demokratik toplumun olmazsa olmaz unsurları olan çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirliliğin bir gereği olduğunu” vurgulamıştır. Ayrıca, politikacılara yönelik kabul edilebilir eleştiri sınırının daha geniş olması gerektiğini de söylemiştir. AKP ülkemizde bu uygulamanın tamamen tersini yaşatmaktadır toplumun düşünen ve eleştiren kesimine. Bu koşullara direnen basın emekçileri başta olmak üzere Aydın, Demokrat tüm yurtsever ve farklı kesimleri Cumhuriyetin temel değerlerinde birleşmeye çağırıyorum.Bu nedenle bu gün kutlama günü değil direnme günü olsun. Av. HAKKİ TOKA
BASINA SANSÜR VE YASAK !

