29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve Kars’ın düşman işgalinden kurtuluş gününün çifte bayram olarak kutlandığı Kars’ta, 51 yıl sonra ikinci kez Cumhuriyet Balosu düzenledi.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 6 Ekim 1924 yılında Kars’a geldiğinde konakladığı ve daha sonra “Otel 1924” olarak hizmet veren, aynı zamanda kültür merkezine dönüştürülen mekânda düzenlenen baloda, şehrin kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olan Cumhuriyet coşkusu ve Kars’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 106. yılı coşkusu birlikte yaşandı.

Esenyurt Kurucu Belediye Başkanı Gürbüz Çapan’ın ev sahipliğinde düzenlenen balo, Cumhuriyet’in kuruluş yılı olan 1923’ü hatırlatan saat 19.23 te başladı. Zarafet ve şıklığın boy gösterdiği baloda, Gürbüz Çapan tarafından Büyük Önder Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in kazanımlarını hatırlatıldı ve Atatürk’ün miras bıraktığı değerlere sahip çıkmanın önemi vurgulandı. Baloda, Cumhuriyet’ini ilk yıllarındaki modernleşme çabalarını yansıtan şık kostümler ve zarif dekorasyonlar, katılımcılara Kars’ta 70’li yılları hatırlattı. Ayrıca, gece boyunca dinleti, konser, Kafkas halk oyunları gösterisi, yöresel müzik ve danslarla Cumhuriyet tarihinin önemli anları ve kazanımlarını yeniden hatırlatılarak, Türk bayrakları eşliğinde Atatürk ve Cumhuriyet sevgisi bir kez daha Kars’ta coşkuyla yaşandı.

Cumhuriyet Balosunda sahne alan Opera Sanatçıları Şenol ve Esin Talınlı ve Türkmenistanlı Piyananist Rustam Rahmedov, başta Azerbaycanlı besteci Üzeyir Hacıbeyov’un eserleri olmak üzere, Türkiye, İspanya, İtalya’da dünyaca ünlü opera sanatçılarının eserlerini söylediler.

Azerbaycan’ın Kars Başkonsolosu Qaşgar Zeynalov ve Türk eğitimci, akademisyen, yazar ve araştırmacı Prof. Dr. Selçuk Şirin’in özel davetli olduğu Cumhuriyet Balosu’nun açılış konuşmasını yapan Esenyurt Kurucu Belediye Başkanı Gürbüz Çapan, Cumhuriyet’in bir fazilet olduğunu ve Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesi olduğunu söyledi.
Cumhuriyetin ilk çoban ateşi Kars’ta yakılmıştır

Cumhuriyet eşit yurttaşlık olduğunu ve Cumhuriyet rejiminde cumhurbaşkanı ile yurttaşın arasında bir kol mesafesi olduğuna dikkat çeken Çapan, Cumhuriyet fikri henüz ortada yokken, I. Dünya Savaşı’nın ardından 17-18 Ocak 1919 tarihlerinde Kars’ta Cenûb-i Garbî Kafkas Hükümeti yani halk arasında bilinen adıyla Kars Cumhuriyeti veya Güneybatı Kafkas Geçici Hükümetini kurulmuş olduğunu da hatırlattı.

Son günlerde türban tartışmalarının yaşandığı Azerbaycan’da Mustafa Kemal’in ruhunun yücelmeye başladığı da dile getiren Gürbüz Çapan konuşmasında ayrıca şu ifadeleri kullandı:
“Cumhuriyet Balosu 70’li yıllara kadar Kars’ta her zaman yapılırdı ve çok anlamlı kutlamalar olurdu. Balolara herkesi de almazlardı ve baloya giden çiftler smokin giyenlerdi. 1975 yılından sonra bir daha Kars’ta Cumhuriyet Balosu yapılmadı. Geçtiğimiz yıl Kars’ta ilk kez yaptık ve kent bunu kabul etti. Kars’ta Cumhuriyet Bayramları damlarda ve sokaklarda ateş yakılmak suretiyle kutlanırdı. Yani Kars’ta yakışan da budur. Kars’ın öbür adı bence Cumhuriyet’tir. Yani Cumhuriyetin ilk çoban ateşi Kars’ta yakılmıştır.

Ecdadımız daha Cumhuriyet fikri ortada yokken Kars’ta Cenûb-i Garbî Kafkas Hükümeti yani halk arasında bilinen adıyla Kars Cumhuriyeti veya Güneybatı Kafkas Geçici Hükümetini kurmuştur. Ayrıca her ilçe de küçük şura hükümetleri kurmuşlar. Daha sonra da Kars’ta Cenubi Garibi Galata şubesini kurmuşlar. Ama kısa ömürlü olmuş. İngilizler dağıtmışlar şeyi. Çok iyi anayasaları vardı.
Cumhuriyet nedir? Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir. Cumhuriyet eşit yurttaşlıktır. Yani cumhurbaşkanı ile yurttaşın arasında bir kol mesafesi var. O öndedir ama üstte değildir.
Bizdeki cumhuriyet bir fazilettir. Niye fazilettir? Yani Irak’a, Suriye’yi, işte İran’ı görürseniz, bizim cumhuriyetin faziletli olduğunu daha kolay anlarız. Cumhuriyeti paşalar kurdular. Kuvâ-i Milliye oluşturdu ve onlar kurdu. Yani kahramanlarımız yoksa var olmasa Türkçülük yani şimdi herkes bir şey anlatıyor.
Herkes aklıma gelen bir şey söylüyor. Ama yani hakikaten imanla, inançla ölümü yok sayarak yani akıllarına hiç ölüm gelmeden, hiç ah vah etmeden çıktılar, dövüştüler ve Türkiye’yi işgalden kurtardılar ve Cumhuriyeti ilan ettiler. Sonra ne oldu? İşte İsmet Paşa’dan sonra Bayar geldi.
Bayar da Kuvay-i Milliye’nin önemli kahramanlarından birisidir. Daha sonra köyden insanlar geldiler. Yani Erzurum’un bir köyünden Cevdet Suna’yı geldi. Ondan sonra İstiklâl Köy’den Süleyman Demirel geldi. Bir çoban Sülüydü. Yani hakikaten bir köylü çocuğuydu. Geldi. Yedi sefer başbakan, bir sefer cumhurbaşkanı oldu.
Ondan sonra da bir sürü insan yani köylerden falan ite kalka bir sıradan geldi. İşte söylemek istemedim kimlerin kim olduğunu. Siz çoğunu tanıyorsunuz zaman o zaman. Ama bu cumhuriyetle kinleri, kavgaları, nefretleri bit gitmedi bir türlü. Yani bu cumhuriyet olmasaydı onlar da bizim işte köyde ya hayvan otlatırlardı ya da çiftte çubuğa gidiyor olacaklardı.
Yani bizim varlığımız mesela ben bizim köyde okul yoktu. Yani ben başka köylerde okudum. Yani bu cumhuriyetin Türkiye’ye armağan oldum. Cumhuriyet sayesinde iyi ile kötüyü bilen olduk. İyi şeyler de yaptık. Kötü şeyler de yaptık muhtemelen. Bizler sıradan sahici bir yurttaş olduk. Ben Cumhuriyet’in faziletine sığınarak Türkiye çapında bir adam oldum.

Biz yıllar sonra Kur’an-ı Kerim’i tercüme etmiş kâfir olmuşuz
Bu cumhuriyet kendi ihatasını korudu. Yurtta sulh, cihanda sulh diye yani Suriye, Irak, İran işte Nahçıvan, Ermenistan, Gürcistan bizim aynı zamanda ihata duvarlarımız koruma duvarlarımızdır. Yani Osmanlı’nın bahçesinden bir şey kalmadı. Kalması da mümkün değildi. Bütün imparatorluklar darmaduman oldular. Bir tek Rusya kendini koruyabildi. Onlar bizden erken uyandılar. Rusya’nın Çarı 1712 yılında Kur’an-ı Kerim’i tercüme etmiş kendi yurttaşları dinini öğrensinler diye. Biz yıllar sonra Kur’an-ı Kerim’i tercüme etmiş kâfir olmuşuz. Ne var dinini okusa, öğrense ölür sanki. Kısaca, dinlerle ilgili olarak ta bir şey söylemek istiyorum. Semavi dinlerde Sümerleri saymazsak, önceliği Yahudiler alırlar. Hıristiyanlık onlara eşitlik tarzıyla çıkar. Bizimki de onların ikisi de birden eşitlik itirazıyla çıkar. Yani biraz sosyalizasyon gözükür orada. Şeydir yani biz zaten şeyde toplumun çok kavruk kesimleriyiz. Yoksulları, cahilleriyiz. Yani Müslüman kesime bakın onlar seküler Müslümandır. Bunu kavrasan, düşmanlık gütmesen kimseye. İşte kimseye düşmanlaşmana gerek olmadığını anlasan.

Azerbaycan’da Mustafa Kemal’in ruhunun yücelmeye başladı
Bırak şeyi, diğer dinlerle düşmanlığı. Yani Irak’ı İran’ı gezerseniz, mezhep savaşları canımıza ot tıkıyor. Bugün, daha bu bir hafta içerisinde Azerbaycan’da Mustafa Kemal’in ruhu yücelmeye başladı. Sağ olsunlar. Yani hakikaten bir ırk, iki devlet, bir milletiz. Azerbaycan’da okullarda medeni kıyafetle okula gelin gidin deniliyor. Çocukları türbana belemenin âlemi yok. Onların kendi düzenini bozmanın âlemi yok.

Müslümanlığı da öğrensin. Yani Müslümanlık ahlak değil. Yani ahlak başka türlü oluşan bir şeydir. Şimdi gerilmiş ama ben bence çok haklılar. Yani şimdi biz büyüğüz onlardan ama büyük olunca küçük kardeşinin işine karışılmaz, evinin içine girilmez. Herkesin hanesi kendinindir. Yani bir başka haneye, bir başka hududa girerseniz hoş olmaz. Bazı sıkıntılı şeyler yaşanıyor. Ben onların aşılacağını umut ediyorum. Ona inanıyorum. Hiçbir sorun olmaz. Bu cumhuriyet kendini koruyacaktır. Merak etmeyin. Yani başladı her yerde. Mustafa Kemal’in sesleri her yerden geliyor. Diyarbakır’da Zerzavan Kalesinden bile geliyor.”
Haber- Tacettin Durmuş / Kars

