Prof. Dr. Barlas Sülü sadece binaların, Kars’ta yetersiz teşhisler ve ertelenen tedavilerle, yollara düşen insanlara sağlık dağıtamayacağını ileri sürdü.
Ağrı Kars Ardahan Iğdır Tabip Odası Başkanı Prof.Dr.Barlas Sülü, sadece binaların Kars’ta yetersiz teşhislerle ve ertelenen tedavilerle, yollara düşen insanlara sağlık dağıtamayacağını ileri sürdü.
Prof.Dr.Barlas Sülü açıklamasında; bir kentte sağlık hizmetlerinin kalitesinin, yükselen betonarme kolonlarla veya metrekare büyüklüğüyle değil; hastanın yaşadığı ilde doktor bulabilme, teşhis konulabilme ve zamanında tedavi görebilmesine yani kaliteli, ücretsiz ve ertelemeden sağlık hizmetine ulaşmasıyla ölçülebildiğini söyledi.
Hâlihazırda Kars’ın sağlık altyapısına bakıldığında, devasa bir çelişkinin göze çarpmakta olduğunu da açıklamasında iddia eden Prof.Dr.Barlas Sülü, bir yanda iki temel hastane etrafında kilitlenen hizmetler, diğer yanda ise inşaat harçları üzerinden yürütülen siyasi söylemleri eleştirdi.
Kars’ta sağlık zinciri iki ana halkadan oluşuyor ve kendi içinde sistemik tıkanıklıklar yaşıyor
Bu tablonun doğal ve kaçınılmaz sonucu olarak Kars halkının şifayı Erzurum, Ankara veya diğer büyükşehirlerin yollarında araması olduğunu da ileri süren Ağrı Kars Ardahan Iğdır Tabip Odası Başkanı Prof.Dr.Barlas Sülü açıklamasında ayrıca şu ifadeleri kullandı:
“Kars’ta sağlık zinciri iki ana halkadan oluşuyor: Bunlar Kafkas Üniversite Hastanesi ve Harakani Devlet Hastanesi. Ancak her iki kurum da kendi içinde sistemik tıkanıklıklar yaşıyor. Üniversite hastanesinde süregelen uzman ve akademisyen kadro eksikliği, kritik branşlarda hizmetlerin aksamasına ve sevk mekanizmasının oluşmasına yol açıyor. Devlet hastanesinde ise yoğun talep ve nitelikli personel yetersizliği nedeniyle randevu sistemleri kilitlenmiş durumda. İnsanlar haftalarca MHRS üzerinden randevu kovalamakta, en temel muayene ve tetkik imkânlarına bile erişmekte zorlanmaktadır.
Bu tablonun doğal ve kaçınılmaz sonucu; Kars halkının şifayı Erzurum, Ankara veya diğer büyükşehirlerin yollarında aramasıdır. Ekonomik koşulların ağırlaştığı bir dönemde, basit bir tedavi veya teşhis için şehir dışına gitmek zorunda kalmak; sadece fiziksel bir yük değil, aynı zamanda ciddi bir maddi külfettir. Sağlığa erişim, bir ayrıcalık değil anayasal bir hak olmasına rağmen, Kars’ta yaşayan vatandaşlar için adeta bir seyahat zorunluluğuna dönüşmüştür.
Yerel sağlık politikasının vizyonsuzluğunu açıkça göstermektedir
Dünya genelinde tıp bilimi yapay zekâ destekli teşhis sistemlerine, robotik cerrahiye, minimal invaziv yöntemlere ve ileri teknolojik altyapılara evrilirken; Kars’ta temel muayene krizinin yaşanması bile kabul edilebilir bir durum değildir. Tıpta devrim yaratan teknolojilerin konuşulduğu çağımızda, bölge insanının hekim yokluğu nedeniyle şehri terk etmesi, yerel sağlık politikasının vizyonsuzluğunu açıkça göstermektedir.
Türkiye ortalamasının üzerinde bulunmaktadır
Örneğin: En basitinden resmi veriler Kars’ta yaşamın ciddi sağlık sorunlarıyla başladığını ortaya koymaktadır. 2024 resmi verilerine göre ilimizde, bebek ve 5 yaş altı çocuk ölüm hızı. Diğer resmi sağlık verilerine göre 10.000 kişiye düşen yatak sayısı Türkiye ortalamasının altındadır (yaklaşık 21). Yatak sayısının artırılması elbette önemlidir ancak Sağlık Bakanlığı’nın il bazındaki göstergelerinde hekim, hemşire yoğunluğu açısından Kars, Türkiye’nin ortalamasının altında yer alan iller arasında bulunmaktadır. Kars’ta 10 bin kişiye yaklaşık 19,2 hekim düşerken Türkiye genelinde bu sayı 25,8’dir.
Başka bir ifadeyle, Kars’ın hekim yoğunluğu Türkiye ortalamasının yaklaşık dörtte biri kadar altındadır. Bu oran komşu Erzurum da Türkiye ortalamasının üzerindedir (29.54). Kars, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Endeksine (SEGE) göre tüm iller arasında 71. sağlık alt boyutunda 69. sırasında iken komşumuz Erzurum 24. Sırada yer almaktadır. Tüm bu mağduriyetler yaşanırken, ilde yapımı süren 500 yataklı hastane inşaatının kamuoyu önünde bir “sağlık başarısı” gibi sunulması ise dikkat çekicidir. Şüphesiz ki fiziki altyapı önemlidir; ancak beton, tuğla ve yatak kapasitesi tek başına hiçbir hastayı iyileştirmez. İçinde yetişmiş, nitelikli hekimin ve tıp personelinin bulunmadığı, ileri teknolojik ekipmanlarla donatılmadığı müddetçe en modern bina bile atıl bir yapıdan ibarettir.
Siyasetçilerin inşaat aşamasındaki bir bina üzerinden övünmek yerine, şu yakıcı sorulara yanıt vermesi gerekmektedir
Yeni hastane açıldığında içini dolduracak uzman hekim kadrosu planlanması nasıl olacaktır?
Mevcut hastanelerdeki doktor kaçışının ve randevu krizinin önüne geçecek ne tür adımlar atılmaktadır?
Üniversite hastanesindeki boş kadroların doldurulması için nasıl bir planlama yaptınız? Bu hastane tam kapasiteyle çalıştırılsaydı yeni hastaneye ihtiyaç varmıydı?
Karslı vatandaş ne zaman Kars’ta nitelikli ve ileri teknolojili sağlık hizmeti alabilecektir? Kars halkı, vaatler veya inşaat görselleri değil; işleyen bir sağlık sistemi, ulaşılabilir hekimler ve modern tıbbın imkânlarını kendi şehrinde alabilmeyi talep etmektedir. Sağlık sorununun çözümü yalnızca yeni binalar yükseltmekten değil, o binaların içine hayat verecek insan gücünü ve teknolojiyi tutarlı bir planlamayl Tacettin Durmuş/ Kars
a sunmaktan geçmektedir.”

