KKTC KADAR OLAMADIK

KKTC KADAR OLAMADIK

Prof. Dr. Cevdet Bozkuş

KKTC Girne gemi faciasında ilgili Bakan hemen istifa etti ve iki sorumlu müdür görevden alındı. Hükümeti yürekten kutluyorum. Bize ve dünyaya örnek oldunuz. Sorumluluğun ne olduğunu gösterdiniz. Yüzsüzlük yapmadınız.

Benim ülkemde bunca kaza, yangın, doğal afet faciaları oldu. Nice canlar gitti. Nerdeyse hepsinde ihmal olduğu belirlendi. Ama bir yetkili ve sorumlunun istifa ettiğini görmedik.

Evet bizde insan canının değeri kalmamış.

Neden?

Sistem. Kar ve çok kazanma hırsına dayalı,  tedbir ve denetimin olmadığı sistemlerde insanın değeri olmaz. Dünya da hakim olan tekelci kapitalist sistemin varlık sebebi budur. Bu sistemin seçtirdiği yönetim kadrolarının görevi bunu uygulamaktır. Yani sermayenin yanında yer almaktır. Önce para sonra can gelir.

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” ne kadar güzel bir söz. Devletin asıl varlık sebebinin toprak veya güç değil, o topraklarda yaşayan insan olduğunu vurgular. İnsan hayatının değeri bir devlet çok önemlidir. Devlet hem yaşam koşullarının iyileştirilmesi hem de can güvenliğinin sağlanmasın sorumludur. Eğer devlet kazalar, facialar ve afetler karşısında koruyamıyorsa görevini yapmamış demektir.  O zaman İnsan yaşamına verilen değerin sadece söylemlerde kalır, her türlü tehlikeye karşı yeterince korunmadığı bir gerçektir.

 İktidarlar geçici ve devlet kalıcıdır. İktidarlar devletin tarafsızlığını korumak zorundadır. Bu anayasal bir mecburiyettir.

            Bu iktidar ne yazık ki bu tarafsızlığı bozmuştur. 

            Günümüz dünyasında en çok can kaybı doğal afetlerde olur. Ama tedbir ve denetim konusunda, ülkeler arasında çok büyük farklılıklar var. Bu da can kayıplarına yansımaktadır. 

Doğal afetler (deprem, sel) engellenemez ancak yıkıcı sonuçları ve can kayıpları doğru mühendislik, imar planları ve erken uyarı sistemleriyle önlenebilir. Can kayıplarını tamamen “kader” olarak nitelendirmek, liyakatsizlik ve denetimsizlik gibi insani hataların üstünü örter. Afetler herkesi aynı güçte vurmaz; yoksul kesimler güvensiz konutlar ve yetersiz altyapı nedeniyle hayatlarını kaybetmeye daha yatkındır.

Endüstriyel facialarda (maden kazaları, fabrika yangınları) iş güvenliği önlemlerinin “maliyet” olarak görülmesi, insan hayatına biçilen değerin düşüklüğünü gösterir. Rant ve kâr hırsının kamusal denetimin önüne geçtiği durumlarda kazalar kaçınılmaz birer faciaya dönüşür. Kazalardan sonra uygulanan cezaların caydırıcı olmaması, insan hayatının hiçe sayılmasının önünü açar.

 

Girne Gemi faciası. Teknik inceleme devam ediyor. Ama iddialar o ki  geminin çatlaklı olduğu ve hasarlı olmasına karşın denize açılmış. Yeter ki kazanalım denmiş. Facia olmuş. 13 kişi hayatını kaybetmiş ve 15 kişi kayıp. Bu canlar gitti. Bir ihmal ve denetimsizlik bunun tek sorumluları.

            Bu  ne ilk gemi faciası, ne de son olacak. Geçmişte ve günümüzde gemi faciaları olmuş, insanlar hayatlarını kaybetmiş. Ama bu hiçbir zaman önemsenmemiş.  

  • Şirketler güvenlik önlemlerini maliyet nedeniyle bütçeden kısmışlar.
  • Daha fazla kazanç için gemilere kapasitesinin üstünde yolcu veya yük alınmış.
  • Yaşlı ve teknik olarak yetersiz gemiler seferlerde kullanılmış.
  • Gemiler, denetimi gevşek ve vergisi az olan ülkelerin (Liberya, Panama vb.) bayrakları altında çalıştırılarak kurallardan kaçılır.
  • Kazalardan sonra sorumlulara verilen cezalar genellikle caydırıcı olmaktan uzaktır.

Özellikle Akdeniz gibi bölgelerde batan göçmen teknelerine karşı uluslararası hukukun ve devletlerin arama-kurtarma süreçlerinde isteksiz davranması, canların “değersiz” görülmesinin en acı örneğidir. İnsan hayatı elbette her şeyden değerlidir. Ancak küresel sistem, bürokrasi ve ekonomik çıkarlar bu değeri korumakta sık sık sınıfta kalmaktadır.

Benim ülkemde çok kaza, yangın, doğal afet oldu. Ne canlar gitti. Bir sorumlu göremedik. En son akılda kalanlar.

Soma maden faciası, 13 Mayıs 2014 tarihinde Manisa’nın Soma ilçesindeki Eynez kömür madeninde çıkan yangın sonucunda 301 madencinin hayatını kaybetmesiyle Türkiye tarihinin en büyük madencilik felaketi olarak kayıtlara geçmiştir. İstifa eden olmadı.

Çorlu tren kazası, 8 Temmuz 2018 tarihinde Tekirdağ’ın Çorlu ilçesi Sarılar köyü yakınlarında aşırı yağış nedeniyle rayların altındaki menfezin çökmesi sonucu yolcu treninin devrilmesiyle meydana gelmiştir. 7’si çocuk 25 kişi hayatını kaybetti, 300’den fazla kişi yaralandı. Yine istifa eden olmadı.

Kahramanmaraş depremleri. 6 Şubat 2023 tarihinde merkez üssü Pazarcık (7,7 büyüklüğünde) ve Elbistan (7,6 büyüklüğünde) ilçeleri olan iki büyük deprem meydana gelmiştir. Türkiye’de 53.537, Suriye’de ise 8.476’dan fazla kişi hayatını kaybetmiştir; yüz binlerce kişi yaralanmıştır. 2018 imar barışı ile Türkiye genelinde toplamda 3 152 000 konuta, son yıkıcın depremin etkilediği 11 ilde ise 294 000 konuta hiç bir kontrol yapılmadan  oturma izin belgeleri verilmiştir. O binaların çoğu yıkılmış ya da ağır hasar görmüş. O zaman ki Bakan, Murat Kurum hala bakan o canların gidişi onu hiç etkilememiş.

Bolu Kartalkaya otel yangını. 21 Ocak 2025 tarihinde sabaha karşı çıkan yangında, 32 si çocuk 78 kişi hayatını kaybetti, 133 kişi yaralandı. O zamanki Turizm Bakanı hiç sorumluluğu yokmuş gibi hala bakan.

İşte bizdeki sorumluların insana ne kadar değer verdiklerini bu facialarda görüyoruz. 

            O zaman sistem değişmeli. Makam ve mevkisi ne olursa olsun, yetkili olanlar yanlışlarının hesabını vermeliler.

O zaman canların bir değeri olur. Çünkü kader değil, ihmaller can alır.

 

About Post Author

About Post Author