Düşük Kurun Halka Maliyeti

Dezenflasyonist politikalar nedeni ile 4,5 yıldır MB ve hükümet döviz kurları üstünde baskı uyguluyor. MB ve kamu bankaları döviz satıyor. Dolar enflasyonu ve verimlilik farklarını hesaba katmazsak, TL iç fiyat artışına göre reel olarak değerlendi. 2019 sonundan Haziran 2026’ya kadar zincirleme olarak, TÜFE yüzde 839 ve Dolar kuru daha düşük yüzde 684 oranında arttı.

Aşağıdaki grafikte görüldüğü gibi faiz nas nedeni ile dolar kuru artışı iki yıl daha yüksek seyretmiş ve fakat 4,5 yıldır da dolar kuru TÜFE’nin altında kalmıştır.

1- Devalüsayon riski arttı.

Bir ekonomide serbest kur sistemi varsa, MB aşırı kur hareketi olduğu zamanalar kurlara geçici olarak müdahale eder ama bunu 4,5 yıl yaparsa kur dengesi aşırı bozulur ve piyasanın kendisi devalüasyon yapar. Kurlar bir gecede artar. Enflasyona sil baştan yeniden başlarız.

2- MB müdahalede rezerv tutmak için kısa vadeli ve yüksek faizle borçlanıyoruz.

Türkiye’nin 5 yıllık tahvillerinin sigorta risk primi 237,23 baz puandır.  Birçok gelişmekte olan ülkede bu oran 100 altında ve Almanya gibi gelişmiş ülkelerde yalnızca yüzde 10 dolayındadır.

CDS oranının yüksek olması faiz maliyetini, artırıyor. Dış borç almak ve döviz sağlamak için Türkiye özelleştirme, toprak satışı gibi tavizler vermiş olursa bu da halktan götürür.

Sonuçta borç faizleri de cari açığa yansır. Cari açık ekonomik ilişkilerden ortaya çıkan kayıptır. Ülke ve halk yoksullaşır.

3- Devlet kredilerden yüksek vergi alıyor.

Banka kredilerinde ödenen faiz ve komisyonlar üzerinden yüzde 15 KKDF (Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu) ve yüzde 15 BSMV (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi) kesintisi yapılır. Kredi sözleşmelerinde binde 9,48 oranında damga vergisi kesilebilir. Faiz yükü yüksek olunca üretim maliyetleri artıyor. Ayrıca tüketici kredilerinde takibe düşen kredi oranı da arttı. Devlet istikrar sağlanana kadar krediler üzerindeki vergileri kaldırmalıdır.

4- MB dolar talebini düşürmek ve dolarizasyonu önlemek için reel faizleri yüksek tutuyor. 

Bu defa da reel sektör ve halk zor durumda kalıyor. Reel sektörde büyüme düştü. Yatırımlar azaldı. İflaslar arttı. 

5- MB’nın sürekli olarak döviz satmak imkânı yoktur.

Türkiye ye doğrun yabancı yatırım gelmiyor. Tersine ham yerli hem de yabancı yatırım sermayesi çıkıyor.

Öte yandan bir taraftan cari açık artıyor, bir taraftan da MB rezervleri azalıyor. Bizim bilmediğimiz ve bilançoya yansımayan döviz girişi de imkânsızdır

İmkânlar daralınca, MB ve Kamu bankaları nerden dolar satacak.

6- Kur düşük nedeniyle Türkiye rekabet gücünü kaybetti.  Dış açıklar artıyor.

Türkiye’nin ithalat yapısı;

  • Sermaye -yatırım malları oranı yüzde 13,9,
  • Ara mallar oranı yüzde 71,7,
  • Tüketim malları oranı yüzde 14,1’dir.

Ara malı ithalatı yüksektir. Döviz sorunu yaşarsak, üretimde de daralma olur. İlave olarak Tüketim malı ithal etmek için yeterli döviz olmayınca, mal kıtlığı olur.

Eğer Hükümet ve ekonomi yönetimi bu durumu görüyor ve umursamıyorsa, demek ki bizim bilmediğimiz çözüm yolları var.

Yayınlama 23 Temmuz 2026

Yayın Köşe YazılarıSon Köşe Yazılarıvitrinvitrin2Yeni Çağ

About Post Author

About Post Author