Faiz ve Kur’da Denge Bozuldu

TÜİK, finansal yatırım araçlarının reel getiri oranlarını açıkladı. 2026 Mayıs ayında son bir yılda TÜFE’ye göre reel getiri oranları;

  • Brüt mevduat faizi, yüzde 0,05,
  • BİST 100 endeksi yüzde 15,81,
  • Külçe altın yüzde 22,68,
  • Dolar yüzde eksi 11,7
  • Euro yüzde eksi 8,52 oldu.

Reel getiri oranları içinde mevduat faizinin sıfır seviyesinde olması ve Dolar ve Euro’nun eksi reel getiri getirmesi, istikrar politikaları açısından risk oluşturuyor.

1- Mevduat reel faizi yeniden eksiye geçti.

Mevduat brüt faiz reel getiri oranı geçen sene Mayıs ayında yüzde 5,83 olmuştu. Bu sene sıfıra yakın yüzde 0,05 oldu. Eğer yıllık faiz getirisinde yüzde 15 vergiyi katarsak, Mayıs’ta faiz yıllık olarak yüzde 0,04 yani binde 4 oldu.  Dahası eğer İTO geçinme endeksine göre hesaplarsak, reel faiz eksi çıkar.

Hepimiz her zaman yaşıyoruz. Yine de hatırlatmakta yarar var. Dezenflasyonist politikalarda reel faizin artı olması gerekiyor.

Mevduatta reel faiz, dolara talebi düşürüyor. Toplam talebi düşürüyor. Çünkü mevduatta reel faiz olunca, tüketim ile bu faizden vazgeçildiği için tüketim maliyeti artıyor, tüketim kısılıyor. Enflasyon baskısı düşüyor.

Reel faiz eğer yüksek olursa, sıcak para girer, ama doğrudan yabancı yatırım gelmez, yerli yatırım eğilimi de düşer.

Buna karşılık eksi reel faiz, tasarrufu cezalandırır. Tasarruf eğilimi düşer.

Yine, reel faiz eksi olunca insanlar parasını korumak için alternatif yatırım araçları ararlar; döviz, altın, konut, arsa, otomobil, dayanıklı tüketim malları gibi alanlara yönelirler. Bu da üretken yatırımlardan çok “değer koruma” amaçlı varlık alımlarını artırır. Ekonomide kaynaklar verimli alanlara değil, enflasyondan kaçış araçlarına gider.

Enflasyonu besler. Çünkü milli para cep yakar. Durduğu yerde erir.  Tüketim artar. İşletmeler ve satıcılar gelecekte maliyetlerin artacağını düşünerek fiyatlarını önceden yükseltir. Yani enflasyonu besleyen bir süreç oluşur.

Belirsizlik nedeni ile mevduat sahibi uzun vadeli TL mevduata girmek istemez. Bu da bankaların kaynak yapısını kısa vadeli hale getirir. Kısa vadeli mevduatla uzun vadeli kredi vermek zorlaşır. Finansal sistemde kırılganlık artar.

Enflasyon yüksekken mevduat reel olarak eksi kalıyorsa, toplumda “Enflasyonla mücadele yeterince güçlü değil” diye algı yaratır.

2- Dolar ve Euro son yıllarda sürekli değer kaybetti.TL değer kazandı.

TL’nin değer kazanması için Merkez Bankası ve bankalar döviz satıyor. Dalgalı kur politikasında, kur şoku gibi sapmalar olursa, MB döviz alır veya satarak müdahale eder. Ama bizde sürekli müdahale ediliyor. Bu müdahale kur riskini artırdı.

Müdahalenin nedeni, CHP ve siyasilere yapılan müdahaledir. Bu nedenle rezervler eridi.

Dış finansman kalitesi bozuldu. Doğrudan yabancı yatırım girişi zayıf kaldı. Finansman büyük ölçüde borçlanma ve kısa vadeli sermaye ile sağlandı.

Kurun piyasa dinamiklerinin altında tutulması, ülke dış rekabet gücünü düşürdü. Bu nedenle dış açıklar arttı.

En yüksek reel getiriyi altın getirdi. Altın fiyatlarını İran savaşı etkiledi. Ama dünyada banknotlara olan güven azaldığı için altın her zaman altındır.

Yayınlama 10 Haziran 2026

Yayın Köşe YazılarıSon Köşe Yazılarıvitrinvitrin2Yeni Çağ

About Post Author

About Post Author