Teşvikler Adı Gibi Güçlü Olacak mı? (2)

Ekonomik gidişatta veya politikalarda, özellikle de finans sektöründe son yıllarda güçlü gibi vurgular yapılıyor. Öyle yapılmasının iyi ve kötü yanları vardır. İyi yanı, pozitif beklentiler yaratabiliyor. Kötü yanı, iş yerine slogan, içeriğin zayıflığını örtmek için kullanılıyor, şeklinde bir algı oluşturuyor.

Dün bu köşede açıklanan teşvikleri açıkladım. Bunlardan, ihracatta vergi indirimi bir süre etkili olabilir. Ama kısa bir süre için. Temel çözüm denge kuru ve rekabet gücü yaratmaktır.

Buna karşılık bu teşviklerle yabancıların veya yerleşiklerin dışarıdaki işini Türkiye’ye taşıması, doğrudan yabancı yatırım sermayesinin gelmesi, varlıkların yurda getirilmesi bu günkü koşullarda zor görünüyor.

Türkiye ye spekülatif sermaye geliyor ama tehlike görünce bir gecede çıkabilir. İhtiyacımız olan doğrudan yabancı yatırım sermayesi gibi uzun vadeli sermaye bir ülkeye girmeden önce, uluslararası kurumların verilerine ve yorumlarına bakar.

Söz gelimi raiting kuruluşlarına üye olan sermaye ve işletmeler önce bu kuruluşların raporlarına bakar. Üç büyük raiting kuruluşunun da Türkiye notu spekülatif -yatırım yapılmaz seviyesindedir. Raiting kuruluşları yanlış yapamaz çünkü üyeler bu kuruluşlara aidat ödüyor. Yanlış bilgi verirlerse kaybederler.

Washington, DC, ABD merkezli bir düşünce kuruluşu olan – Uluslararası Mülkiyet Hakları Endeksi ( IPRI = International Property Rights Index ) 2025 raporu 126 ülkeyi; hukuki-siyasi ortam, fiziksel mülkiyet hakları ve fikri mülkiyet hakları açısından değerlendiriyor. Not değeri 0 ile 10 arasındadır ve üç ana bileşenden oluşur:

1- Hukuki ve Siyasi Ortam (Legal and Political Environment) kapsamında, Yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü, siyasi istikrar, yolsuzluk kontrolü gibi faktörler var.

2- Fiziksel Mülkiyet Hakları (Physical Property Rights)
Tapu/mülkiyet güvenliği, mülk kayıt sistemi, finansmana erişim gibi konuları ölçer.

3- Fikri Mülkiyet Hakları (Intellectual Property Rights)
Patent, telif hakkı, marka, fikri hakların korunması ve uygulanması gibi alanları değerlendirir.

Türkiye’nin puanı 126 ülke içinde 2016 yılında 5,195 puan idi. Yani orta sıranın biraz üstünde iken, 2025 yılında 4,053 puana geriledi. (İktisatçı meslektaşım İbrahim Kahvecide aynı tespiti iki gün önce köşesinde yazmıştı.)

Aşağıdaki grafite mülkiyet hakları endeksinde Türkiye’nin puanın nasıl düştüğü görülüyor.

Öte yandan sermaye girişi beklenen Dubai ve bazı gelişmekte olan ülkelerde, 2025 yılında mülkiyet güven endeksi bizden daha yüksektir.

Yabancı, bir ülkeye girme kararı için önce mülkiyet güvencesi ne durumda diye bu endekslere bakıyor.

Avrupa Sermayesi de doğal olarak önce AB raporlarına bakar. AB parlamentosu dış ilişkiler komitesi Türkiye raporunda, Türkiye’de yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü, insan hakları ihlalleri ve muhalif belediyeleri yargılama ve kayyum sorunu tenkit ediliyor.  Ebette Yargı sermaye için öncelikli bir sorundur.

Öte yandan aynı rapor CHP’nin demokrasi için alternatif olduğunu vurguluyor. Ama bizde kayyum ve mutlak butlan CHP’nin başında demoklasın kılıcı gibi tutuluyor.

Bizim ihtiyacımız olan yabancı yatırım sermayesi ve uzun dönemli kalıcı yatırımları çekmemiz için teşvike dahi gerek yoktur.

Yapmamız gereken, demokratik parlamenter sisteme dönmek, Öngörülebilir hukuku, bağımsız yargıyı ve kurumsal devleti tesis etmektir.

Yayınlama 29 Nisan 2026

Yayın Köşe YazılarıSon Köşe Yazılarıvitrinvitrin2Yeni Çağ

About Post Author

About Post Author