Herkes Özgür Doğar, Özgür Yaşamalıdır

Ünlü düşünürler ve atasözleri insan özgürlüğünün doğal hak olduğunu, insanların özgür doğduğunu savunur.

John Locke; “Her insan iki hakka sahip olarak dünyaya gelir. Birincisi, başka insanların üzerinde hiç bir gücünün söz konusu olmayacağı özgürlük hakkıdır. İkincisi ise, mülkiyet hakkıdır.”

Thomas Jefferson; “Bütün insanlar eşit yaratılmışlardır. Yaradanları tarafından vazgeçilmez haklara sahip kılınmışlardır. Bu haklar; yaşam, özgürlük ve mutluluğa ulaşma hakkıdır.”

Namık Kemal; “Ne mümkün zulm ile bidad ile imha-i hürriyet.” demiştir.

Mustafa Kemal Atatürk; “Özgürlük olmayan bir ülkede ölüm ve çöküntü vardır. Her ilerlemenin ve her kuruluşun anası özgürlüktür.” demiştir.

İnsan doğuştan özgür olmasa ve demokrasi insanın doğasında olmasa, aynı insanlık tarih içinde bu kadar mücadele etmez bu kadar bedel ödemezdi.

Hele hele “Kölelik, sıradan bir yönetim biçimi tartışmasının ötesinde, başlı başına bir insanlık suçudur.

Öte yandan “özgürlük doğaldır ama özgürlüğü korumak siyasal ve kültürel kurumlar gerektirir

Her şeyden önce toplumsal yaşamı koordine edecek, koruyup kollayacak, güvenliği sağlayacak, kural koyacak otoriteye ihtiyaç var. Bu otoriteyi halk adına, halkın temsilcisi, devlet organize eder.

Meşhur Japon hikâyesi, 7 samurai hikâyesi toplumlarda devlet ihtiyacı için bir örnektir.  Ancak 7 samurai haydutlardan kurtardıkları köyde sonradan eğer isteselerdi bir dikta rejimi kurabilirlerdi. Ama bu defa lider hangisi olacak savaşı başlardı. Bu nedenle halkın kendisinin organize olması önemlidir.

Aslında, geçmişte ve bugün krallar ve diktatörler, popülizm yoluyla, zor kullanarak, din istismarı yoluyla, devlet imkânlarını kullanabilmiştir. Sonrasında bu çıkarlardan vazgeçmeyi hem tehlikeli görmüş, hem de kötü niyetli olan diktatörler bu imkânları güçlerini artırmak ve devam ettirmek için kullanmaya devam etmiştir.

Bu güç odakları kötü niyetli olursa, Hitler gibi devlet imkânlarını kullanarak siyasette bir defa seçildikten sonra dikta rejimi kurabiliyorlar… Halkın bir kısmına devletten imkânlar vererek veya onların milli duygularını istismar ederek, çeteler oluşturabiliyorlar.

Özgürlük ve Mülkiyet hakkının olmadığı Sovyetler 70 yıl radikal sol yönetim altında dikta rejimi yaşadılar. Çarı gönderdiler ve fakat Stalin çardan daha fazla diktatör oldu ve halka daha çok zulüm yaptı.

Sovyet sonrası dönemde demokratik kurumların zayıflığı ve otoriter siyasal kültür, Rusya’da otokrasiyi yeniden üretti. Putin gibi yeni bir diktatör yarattı.

Radikal solda Stalin ile radikal sağda Hitler arasında, insanlığa zülüm açısından hiçbir fark yoktur.

Stalinist ve Nazi rejimleri, farklı ideolojik kaynaklardan gelseler de kitlesel baskı ve insanlık dışı uygulamalar bakımından farkları yoktur. Her ikisi de totaliter rejimdir.

Türkiye, modernleşme, laikleşme ve demokratikleşme süreçlerini sancılı biçimde yaşamış; geleneksel otorite yapılarından hukuka dayalı demokratik devlete geçişte önemli kırılmalarla karşılaşmıştır.

Ama artık önümüzdeki tek seçeneğimizin demokrasi olduğunu da iyice anladık.

Yayınlama 12 Nisan 2026

Yayın Köşe YazılarıSon Köşe Yazılarıvitrinvitrin2Yeni Çağ

About Post Author

About Post Author