
2009 kriz öncesi tekstil sektörü en fazla şikâyet eden sektör olmuştur. Tekstil sektöründeki erken daralma, talep ve ihracat zayıflaması krizin öncü sinyallerinden birisiydi.
Krizde de İmalat sanayii ve tekstil sektörü, krizi en ağır yaşayan sektör de oldu. Türkiye 2009 yılında yüzde eksi 4,8 oranında daraldı. İmalat sanayii ise yüzde eksi 7,3 oranında daraldı. Tekstil ve ürünleri ihracatı da 2008 den 2009’a yüzde eksi 19 oranında daraldı.
Tekstil sektörü emek yoğun sektör olduğu için, ihracata ve iç talebe duyarlı sektör olduğu için daralma daha hızlı oluyor. Bir firmanın kriz halinde işçi çıkararak daralması, makine tasviye etmekten çok daha kolaydır. Bu nedenle emek yoğun sektörlerde daralma olursa, işsizlik oranı da daha hızla artar.
Giyim ve tekstil de talep elastiktir. Ertelenebilir tüketim kalemidir. İnsanlar ve perakendeciler siparişleri hızlı kesebiliyor. Dış talepten de bu nedenle daha çabuk etkilenir.
Tekstilde stok ve sipariş verileri erken sinyal verir. Tekstil siparişlerindeki düşüş, genelde daha geniş sanayi yavaşlamasının öncüsür.
Son yıllarda tekstil sektörü Mısıra yöneldi. Bunun temel nedenleri ;
Türkiye’de son beş yılda tekstil sektörünün ihracatı giderek düşüyor. 2021 yılında tekstil ihracatının toplam ihracat içindeki payı yüzde 6,46 iken 2025 yılında yüzde 4,17’ye geriledi. (aşağıdaki tablo)

Çünkü son iki yıldır, MB ve bankalar yüksek faizle döviz alıyor ve kuru tutmak için satıyor. TL hızlı değer kazandı. Bu nedenle ihracatta rekabet gücü düştü.
Oysaki Mısır’da dış pazara erişim avantajı daha yüksektir. Avrupa ve ABD’ye daha kısa teslim süresi, gelişen liman/lojistik altyapısı ve Mısır’daki QIZ düzenlemesi sayesinde ABD’ye belirli koşullarla gümrüksüz giriş imkânı bu tercihi güçlendiriyor.
Türkiye de asgari ücret düşük olduğu halde, Mısır’da daha da düşüktür.
Türkiye de ikili iç talep yapısı oluştu. Zengin daha zengin oldu. Yüksek fiyat ödeyebiliyor. Düşük gelir gruplarının alım gücü eridi. Ucuz ve kitlesel mal üretimi daraldı. Ama zengin için üretim var. Lüks bir mağazada, yerli bir üretim örme kazak 90 bin lira. Rahmeti Prof. Dr. Tarık Minkari olsaydı, ‘’şaştım kaldım‘’derdi.
Şimdi sektörden her gün şikâyet geliyor. Giyim sanayicileri başkanı da son bir yılda 11bin 905 kişinin işsiz kaldığını, 835 işyerinin kapandığını söylüyor. Ama ekonomi yönetiminden çıt çıkmıyor.
Aslında Türkiye ekonomi yönetimi son 20 senedir, sıcak para ve dış borç bulmaya odaklanmıştır. Bunun içindir ki 2009 krizi teğet geçti saloganına rağmen Türkiye dünyada en çok daralan ekonomi olmuştu.
2009 yılında;
- Dünya ortalama büyüme oranı eksi yüzde 0,1
- Gelişmekte olan ülkeler büyüme oranı ortalaması yüzde 2,8
- ABD’de büyüme oranı eksi yüzde 2,8
- Türkiye ise büyüme oranı eksi yüzde 4,8 oldu.
Ekonomi yönetiminin politika oluşturmak için geçmişten ders alması gerekir. Bu nedenle de bu defa reel sektörden gelen şikâyetleri iyi okuması gerekir. Her alanda eski krizlere göre daha fazla negatif birikme var. Bu defa yalnız enflasyon değil, hızlı daralma da yaşama riskimiz var.
Yayınlama 7 Nisan 2026
Yayın Köşe Yazıları, Son Köşe Yazıları, vitrin, vitrin2, Yeni Çağ
