
Bugün TÜİK Ocak ayı enflasyon oranlarını açıklayacak. İTO ocak ayı geçinme endeksi 4,56 ve yıllık enflasyon oranını yüzde 36,15 olarak açıkladı. TCMB beklenti anketine göre Ocak ayı TÜFE beklentisi yüzde 3,96‘dır.
2022 TL krizinden beri, farklı birkaç ay dışında genel olarak ocak ayı TÜFE oranı daha yüksek çıkıyor. Bunun nedenleri?
- Piyasada yılbaşı fiyat ayarlaması,
- Ücret artışları,
- Vergi, harçlarda artış, gibi faktörler etkili oluyor.
Türkiye’de önceki dönemlere göre, bu dönem enflasyon direnci yüksektir. MB bu direnci;
1) Beklentiler tam çıpalanmadığı için “kendini besleyen” bir fiyatlama oluşuyor diyor. Ancak beklentilerin kötü olması, tamamıyla bir güven sorunudur. Türkiye de üretici ve tüketici panik yaşıyor. Nedeni, aksak ve kontrolsüz piyasa yapısı, kurumsal devletin zayıflaması, yargı bağımsızlığı ve demokrasi sorunudur.
Geçmiş enflasyona endekslemede ekonomi yönetimine olan güven sorunu ve geçmişteki kayıpların telafisine dayanıyor. Yine paralel şekilde, TÜİK’e güven kaybı ve verilerinin tartışılması geliyor.
2) MB Hizmet fiyatlarında katılık diyor ama bu katılığın nedenlerini eksik açıklıyor.
2017 yılını temel yıl olarak alırsak, 2025 yılı sonunda;
- Yİ-ÜFE yüzde 1511,42,
- Hizmet ÜFE yüzde 1732,98,
- Tarım ÜFE’ yüzde 1545,42 ve
- Yurt Dışı ÜFE yüzde 1457,4 oranında arttı. (Aşağıdaki Grafik)

Hizmet sektöründe enflasyon direnci neden oluştu?
Gerçekte hizmet fiyatlarında artışta, yüksek kira ve denetimsizlik başta geliyor. Aşağıdaki grafiğe bakarsak, hizmet enflasyonu
2021 ve 2022 de Yİ-ÜFE’nin altında, 2023 sonrası Yİ-ÜFE’nin üstünde seyrediyor.
Bu Dezenflasyonist politika olarak yanlış kur politikasının ve iki yıl kiraları yüzde 25’te sabitlemenin bir sonucudur. Yani ekonomi yönetiminin kısa vadeli bakışı ve başarısızlığıdır.

Konut kiralarında yüzde 25 sınırın kaldırılmasından sonra kiralarda güncelleme 2024 Temmuz ayından sonra, Hizmet üretici fiyatlarını Yİ-ÜFE’nin üstünde artırdı.
2023 ortasından itibaren MB, kamu bankları kuru düşük tutmak için döviz sattı. 2025 yılı sonunda dolar /TL kuru 43 lira idi. Oysaki eğer piyasa şartlarına göre hesaplarsak yıl sonunda doların 53 lira olması gerekirdi. (13 Ocak 2026 günkü Yeniçağ yazıma bakılabilir.)
Eskiden bir otel odayı100 dolar karşılığı olarak kiraya veriyor ve karşılığı TL alıyordu. Dolar olarak bu defa 100 dolara verirse, TL değerli olduğu için zarar eder. 43 lira karşılığı değil 53 lira karşılığı olan 123,26 dolara vermesi gerekiyor. Bu durumda hizmet üretici fiyatları artmış görünecektir.
Dahası, Turizm sektöründe Turizm yatırımı yapanlar cirolarının en az yüzde 20 sini, kara ve deniz alanları için irtifak hakkı olarak devlete ödemektedir. Üstüne kurumlar vergi oranları da artırıldı. Turizm sektörü bunları yansıtmazsa, iflas eder.
Yani hizmet sektöründe ÜFE’nin yüksek olması ve direnmesi, hükümetin ve ekonomi yönetiminin kısa vadeli hesaplarıdır.
Ayrıca, enflasyonla mücadele yıllarında, yapısal reformlar gündeme gelmiş, az da olsa önlem alınmıştır. Bu dönemde yapısal reformların adı da yok, kendisi de yoktur.
Sonuç olarak;
- Türkiye’de enflasyon, geçici dış şoklardan kalıcı iç maliyet yapısına evrilmiştir. Bu nedenle TÜFE’nin düşüşü yavaş, kırılgan ve hizmet ağırlıklı kalmaktadır.
- Demek ki ekonomi yönetimi enflasyonu tek başına faiz politikası ile çözemiyor. Maliye’nin vergi yükünü düşürmesi gerekiyor. Hükümetin Turizm yatırımlarında, denizden kara alanından daha fazla aldığı irtifak haklarını yeniden düzenlemesi gerekiyor.
Yayınlama 3 Şubat 2026
Yayın Köşe Yazıları, Son Köşe Yazıları, vitrin, vitrin2, Yeni Çağ
