
2024’te toplam kamu harcamalarının GSYH’ daki payı yüzde 36,6. dır. Bu aynı zamanda devletin ekonomideki payını gösterir. Ayrıca devlet piyasa aksaklıklarına da doğrudan piyasaya girerek ve düzenleme ile müdahale eder,
Eğer devlet kurumsal devlet olmaktan çıkar ve liyakat gözetilmezse, ekonomik ve sosyal istikrar dikişi tutmaz.
Türkiye de devlette liyakat kalmadı. Bunu bizzat uygulamalardan görüyoruz. Söz gelimi, kamu personel sınavlarında en yüksek not alanlar, mülakat sistemi ile eleniyorlar.
Son bir haftada üç olay yaşandı;
CHP milletvekili Gökhan Günaydın, AKP lileri sınavsız işe alıyorsunuz, utanmıyor musunuz ‘’ sorusuna, AK partili Özlem Zengin ‘’ Evet utanmıyoruz gurur duyuyoruz ‘’ diye cevap verdi.
Bir milletvekili parti militanı olsa da, kamunun kendi malı olmadığının, milletin malı olduğunun ve millet seçim yoluyla kamu yönetimini geçici olarak siyasi iktidara verdiğinin bilincinde olmalıdır. Bu bilinçte olmayınca, devlet parti devleti olur.
Önceki gün bir gazete manşetinde ‘’ on bin kişi içinde ilk ona giren ve iki defa birinci olan Emre Pişiren Mülakatta elendi. ‘’ deniliyordu.
Yine, Devlet medyada yazıldığı şekliyle “6 yaşındaki kız çocuğu evlenebilir” diyen Nurettin Yıldızı, İmam hatip okulunda evlilik dersi için görevlendirildi.
Kurumsal devlet olmanın ilk şartı, kamu yönetiminde uzman ve yetenekli kişilerin yer alması, başka bir ifade ile Liyakat esasıdır.
Liyakat sisteminde her zaman en yetkin aday seçilmese de, Liyakati olmayan birinin seçilme şansı hiç yoktur.
Liyakat sistemi merit system), siyasi kayırmacılık sisteminin uygulamada olumsuz sonuçlar vermesi neticesinde ortaya çıkan bir sistemdir. Devletin geleneksel düzenleyicilik işlevlerini yerine getirebilmesi için, modern kamu personeli, zamanımızın sosyal, ekonomik, bilimsel ve teknik problemlerini çözme gücüne sahip olmalıdır
Meritokrasi de liyakate benzer ve fakat aynı anlama gelmez. Devlet yönetiminin zekâ, çalışkanlık ve diğer meslekî hünerleri bulunan kişilere yer verilmesini ifade eder. Bu kamu personeli anlamda tayinlerde kayırma yoktur.
Öte yandan Gelişmekte olan demokratik ülkelerde Devletin iktisadi kalkınmaya destek olması için, kamu hizmetlerinin de verimli ve etkin şekilde yapılması gerekir. Kamu kaynaklarının dağılımını siyasi süreçte yapılır. Ancak uygulamada verimlilik için liyakat dayalı bir bürokrasinin olması gerekir.
Bu alanda çalışma yapan; Peter B Evans; ın tespitlerine göre ‘’ 1970 ‘lerde Kalkınmayı hızlandıran devlet tipine sahip olan Japonya, Güney Kore ve Tayvan gibi ülkeler, liyakate dayalı bürokrasi sayesinde sanayileşmelerini ve kalkınmalarını tamamlamışlardır ‘’.
Bu ülkelerde bürokratlar hem eğitimli, uzman ve yetenekliler arasından seçilmiş, hem de yüksek maaşlar verilerek, siyasilerin ve çıkar gruplarının etki alanı dışında tutulmuştur. (Peter B Evans, Embedded Autonomy : States and İndustrial Transformation ; Princeton University Press )
Aslında, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerde tarihsel anlamda var olan geleneksel saygın devlet anlayışı, özerk bir bürokrasi oluşturmaya da
Tarihte kurumsal devlete sahip olan ülkeler daha uzun ömürlü ve sürdürülebilir olmuştur.
Türklerde töre ve hukuk, devlet sisteminin temelini oluşturur. Töre yazılı olmayan ama toplum içinde kabul görmüş bir hukuk düzenidir. Töre, devletin sürekliliğini sağlar ve hükümdarın bile üzerinde bir otorite olarak kabul edilmiştir. Töreye göre yönetimde adalet, eşitlik ve halkın refahı esas alınmıştır.
Tüm örnekler ve uygulama gösteriyor ki; devlette liyakat yoksa ve devlet kurumsal devlet değilse, ekonomik ve sosyal istikrarın sağlanması olası değildir.
Yayınlama 21 Aralık 2025
Yayın Köşe Yazıları, Son Köşe Yazıları, vitrin, vitrin2, Yeni Çağ
