
Yerel yönetimler her türlü demokratik rejimin temellerinden birisidir. Zira vatandaşların yönetime katılma hakkının en doğru ve etkili kullanım alanı yerel yönetimlerdir.
Yerel yönetimler, bölgenin ihtiyaçlarını daha yakından bilir. Yerel altyapı projelerini, yollar, su temini, kanalizasyon, ulaştırma gibi hizmetleri ihtiyaca göre daha kolay yönlendirir ve doğrudan halkın gözü önünde yapıldığı için de halkın doğrudan denetimi vardır.
Yerel girişimciliğe, bölge veya havza ihtiyaçlarına göre daha etkin destek sağlar. Yerel yönetimler ihtiyaca göre, bölgenin özelliğine cevap veren altyapı hizmetleri konusunda daha kolay uzmanlaşır. Yatırım ve hizmet projelerini bölgenin ihtiyaçlarına göre yapabilirler.
Yerel yönetimler şehir rantlarını vergilemede de daha etkin daha verimli olurlar.
Yine, beslenme ve sağlık hizmetlerini de daha etkin yapar. Düşük gelirli ve dezavantajlı gruplara yönelik sosyal yardımları daha yerinde yaparlar.
Yerel yönetimler, çevre ve sürdürülebilir kalkınmada da daha etkili olur. Çevrenin denetimi, imar planları, imar uygulamalarını daha etkili yapar.
Merkezî devlet ve yerel yönetimler arasında, yetki ve sorumluluk çatışması olmamalıdır. Kamu hizmetlerinin paylaşımı etkinlik kriterine göre düzenlenmelidir. İlk ve orta dereceli eğitim yasalar çerçevesinde, sağlık hizmetleri, din hizmetlerine destek yerel yönetimler tarafından yapılmalıdır.
Yerel yönetimler, nüfus yapısına göre değişebilir. Sahil şehirleri gibi yerleşim yerlerinde emekli nüfus oranı yüksektir. Buralarda belediyeler daha çok dinlenme alanı ve park alanı yapmalıdır. Turistik şehirlerde, hizmet sektörünün desteklenmesi ve kontrolü yerel yönetimler tarafından yapılmalıdır.
Belediye oluşturma ve kaldırılması için ilgili yörelerde referandum şartı konulmalıdır. Planlama, işleyiş ve örgütlenme yapısı; belediyelerin kendileri tarafından iç denetim yoluyla yapılmalıdır.
Belediyelerin de kendilerini ve bölgelerinin haklarını ilgilendiren konularda doğrudan mahkemeye gitme hakları olmalıdır.
Belediyelerin vergi toplama hakkı genişletilmeli, özel kişi ve şirketler tarafından belediyelere yapılacak hibeler, okul, yurt, hastane gibi aynı yardım şeklinde de olabilmelidir.
Bütçeden yapılan sosyal yardımlar; hane halkına ayrılan ödenekler belediyelere aktarılmalıdır. Bu yardımları hak edenler; yöre halkını daha iyi tanıyan, belediye, sanayi odası, ticaret odası ve ziraat odası tarafından seçilen bir heyet tarafından tespit edilmelidir.
Maalesef, bizde belediyeler Merkezi Devlet ve siyasi iktidar tarafından mensup oldukları siyasi partilere göre değerlendiriliyor. Merkezi Devlet ve yerel yönetimler arasında yetki ve sorumluluk sınırları belli değil.
Söz gelimi, İmar planı yapmada, inşaat projelerini onaylamada, kentsel dönüşümlerde, Çevre, şehircilik ve iklim bakanlığının resen onaylama yetkisi var.
Şimdi de, belediyelerin iki aya kadar vermedikleri işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı verme yetkisi Çevre Şehircilik ve İklim Bakanlığı’na tanındı.
Aslında belediyeler içinde ruhsat işlemini istismar edenler var. Ama bunun yolu yasa çıkararak, bu istismarları önlemektir.
Merkezi devlet ve özellikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığının müdahalesi, Yerel halkın tercihlerine uymuyor. O zamanda belediyelere neden ihtiyaç duyuluyor?
Yayınlama 14 Aralık 2025
Yayın Köşe Yazıları, Son Köşe Yazıları, vitrin, vitrin2, Yeni Çağ
