
Asgari Ücret tespiti, her zaman siyasi iktidarların vesayeti altında olmuştur. Siyasi iktidarlar tarafından popülizm aracı olarak kullanılmıştır. İstikrar programlarında, ya da dezenflasyonist politikalarda, ücretler hedef enflasyona göre belirlenmiştir.
1- Şimdi, Merkez Bankası 2026 yılı enflasyon beklentisinin yüzde 16 olduğunu açıkladı. Hükümetin eğilimi de beklenen enflasyona göre asgari ücret tespitidir. Gerçekte ise, TÜİK’in enflasyonunun, genel de düşük kaldığı ve özelde sepetteki ağırlıklar tüm Türkiye ortalaması olduğu için, işçi ve memurun geçim standardını göstermiyor.
Aslında doğrusu, asgari ücret artışını siyasetin vesayetinden kurtarmak ve otomatiğe bağlamaktır.
Asgari ücret artışı, otomatiğe nasıl bağlanır?
Bir … İşçi ve memurun harcama sepeti içinde en fazla yer tutan, Gıda ve kira dahil ev giderleridir. Söz gelimi işçi ve memurun harcama sepeti içinde gıdanın payı en az yüzde 40 tutuyor. Oysaki TÜİK genel TÜFE harcama sepeti içinde gıdanın payı yüzde 25’tir. İşçi ve memur için yeni ve gerçeğe uygun bir harcama sepeti hazırlamak gerekir. Bu endekse geçinme endeksi denir. Geçinme endeksinin hazırlanmasında siyasi iktidarların müdahalesini önlemek için tarafsız bir yeni kurum oluşturmak gerekir. Ücret artışları her yıl bu endeks artı bir önceki yıl gerçekleşen büyüme oranına göre yapılır.
İki … Geçinme endeksini yapan kurum aynı zamanda, bir ailenin asgari geçim seviyesini tespit eder. Geçinme endeksi ile asgari geçim seviyesinden hangisi daha yüksek ise baz olarak alınır.
Bu yollarda ücret artışları otomatiğe bağlanır. Asgari ücret tespit komisyonu kaldırılır.
Sonuç olarak; asgari ücret siyasetin değil, geçim gerçeğinin konusu olmalıdır.
2- Hak verilmez alınır.
AK parti iktidarında sendikasızlaştırma politikası uyguladı. Sarı sendikacılık arttı.
- 1994 yılında sendikalı işçi oranı yüzde 69,3 idi,
- 2001 yılında yüzde 57,2 oldu.
- 2024 yılında yüzde 14,8’ e geriledi.
Grev hakkı var ve fakat, Anayasa’nın 54. maddesine göre siyasi amaçlı grevler, dayanışma grevleri, genel grev ve işyeri işgali yasaktır.
Ayrıca 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu‘nun 63. Maddesi ‘’ Genel sağlığı veya millî güvenliği bozucu nitelikte olması durumunda, Bakanlar Kurulu kararı ile 60 gün süreyle ertelenebilir. Bu süre içinde taraflar anlaşamazsa, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulu’na götürülür. ‘’ diyor.
Hükümetin yorumu daha geniş kapsamlı oluyor ve bu nedenle fiilen Grev yapılmıyor.
AB raporunda da Türkiye’de “Grev hakkı da dahil olmak üzere sendikal faaliyetler kanunla ve uygulamada sınırlandırılmıştır; işverenlerin sendika karşıtı faaliyetleri yaygındır ve yasal korumalar yetersiz şekilde uygulanmaktadır. Temsil barajı gereklilikleri sistemi, sendikaların toplu sözleşme haklarını güvence altına almasını zorlaştırmaktadır. ‘’ şeklindedir.
İşçinin grev hakkını kullanması için, hükümet müdahalesine sınır getiren yasal değişiklik yapılmalıdır.
Özetle; İşçinin alın teri, siyasi tercihlere bırakılmamalıdır.
3- Sendikalaşma teşvik edilmeli. Dağınık ve farklı ideolojilerde oluşmuş sendikalar tek bir konfederasyon çatısı altında birleşmelidir.
Sendika kurma ve üyelik prosedürleri sadeleştirilmelidir. E-Devlet üzerinden üyelik kolaylaştırılmalı, sendika üyeliği nedeniyle işten çıkarma önlenmelidir.
Sendikalı işyerlerinde sosyal diyalogun güçlenmesi, iş barışını artırır. Bu nedenle, sendikalı işyerlerine SGK prim indirimi veya kurumlar vergisinde küçük oranlı avantaj tanınmalıdır.
Çalışanlara sendikal haklar eğitimi: Lise, meslek yüksekokulu ve üniversite düzeyinde “çalışma hayatı ve sendikal haklar” dersleri konulmalı ve sendikalaşma bilinci yaygınlaştırılmalıdır.
Yayınlama 6 Kasım 2025
Yayın Köşe Yazıları, Son Köşe Yazıları, vitrin, vitrin2, Yeni Çağ
