Dağarcığıma sığmayan bir sözcük sevgin.
Keşke yalnız gülüşün için sevseydim seni.
Unutmak kolay olur muydu bilmem ama,
Bildiğim tek bir şey varsa o da en azından
Minicik bir tebessümle belki seni kolaylıkla
Azat edebileceğim. Zor, zor kim olduğunu
Bilememem benim için çok, çok çok çok zor.
Hadi bırak lütfen artık şimdi ellerimi papatya
Kokmuyorum ben. Yerin altında örgütlenip
Kırmızı bir gelincik kadar özgürüm rüzgârda.
Çocuksun sen, tıpkı tüm yavru martılar gibi.
Çocuksun, bilsen öyle çok seviyorum ki seni.
Kim olduğunu düşünme, yoksun, yoksun sen.
Olmalısın, olman gerekiyor, olmamalısın,
Olmasan da olur, boşver, boşver, boşver,
Aman boşver gitsin. Ne önemi var sanki,
Sadece birkaç harften ibaret değil mi aşk,
Aşk, aşk, aşk? Yalnız kalsaydık belki, belki
Hani deniz koksa yosun yeşili, mavi mavi
Maviler içerisinde bir gemi seyrüseferi
Öylece durup, öylece baksak ona uzun uzun
Sen yine gülümsesen gözlerini kırpıştırıp
Ben yine öyle utangaç, öyle mahçup sussam.
Yavru bir martısın sen, bazen çılgınsın cığlık
Çığlığa, bazen küskün, sakin, durgun, yorgun.
Bir gelinciğim ben uzağım sana çok çok uzak.
Benimle gelir misin şimdi rüyalar alemine?
Sımsıkı sarıldım çünkü yine o deruni boşluğuna.
Lütfen korkma, annem, annem, annem…
/ EA
–
Emine Atak
Ressam / Şair

