YENİDEN OSMANLILAŞTIRMA

YENİDEN OSMANLILAŞTIRMA

Osmanlı ruhunu canlandırıp bu milleti Osmanlının bağrından çıkmış gibi yapmak ve bu yoldan İslam devleti hayallerini oluşturmak, şeriatçı kesime özgü bir siyaset anlayışıdır. Bu nedenle yanılgılar üzerine oturtulmuştur.

Türkiye İslam birliği temelinde Ortadoğu birleşik devletlerini kurma görevi ile Nato’ya alınmıştır. Bu nedenle Nato’nun Türkiye’ye verdiği görev “Ortadoğu da (Sunni ) islam federasyonu kurmaktır.

Amerika’nın buyruğu olarak, 1946 da resmi okullarda “din” eğitimi verilmesi CHP gündemine alınmış, Temmuz 1947 de din eğitimi kabul edilerek  din dersleri okullarda okutulma kararı verilmiştir.

1949’ dan sonra Milli Eğitim bakanlığı talim terbiye kurulunda yer alan Amerikalı uzmanların, Türkiye Cumhuriyeti devletinin Türk çocuğunun eğitilmesi noktasında ders kitaplarının değiştirilmesi Atatürk cumhuriyetine yapılmış en büyük kötülük olmuştur. Atatürk döneminde yazılmış tarih kitapları değiştirilmiş ve okullara sokulmamıştır. Aksine Osmanlı tarihi parlatılarak öne çıkarılmıştır.

1957’de Amerika’nın stratejik bu talepleri Menderesin Demokrat partisi tarafından kabul görmüş, Anayasadan Laiklik ilkesi çıkarılarak yerine din devleti ibaresi konulması için o dönemde çalışmalar başlatılmıştır. İnönü’nün Amerikan güdümüne soktuğu ve yine İnönü’nün akıl hocalığı ile Nato’ya sokulan Türkiye, teslimiyetçi ve öngörüsüzler tarafından Atatürk öngörüsüzler tarafından.

Soğuk savaşın ABD tarafından kurgulanan en önemli araçlarından biri olan bu projeye, 1980 yılları başında İsrail de katılmıştır. ABD  ve Nato dayatması olan bu proje, Türkiye’de siyasi islamcı ve kafatasçı sözde milliyetçiler tarafından, Laik demokratik bağımsız Türkiye devletine alternatif olarak geliştirilmiş ve dayatılmıştır. Bu proje Siyonistlerin çıkarlarına uygun olduğu için İsrail tarafından da benimsenerek hayata geçirilmiştir.

ABD   SSCB’nin yıkılmasını sağlamak için bölge halklarını SSCB’ne karşı kışkırtarak anti komünist bir örgütlenme hattı olan “yeşil kuşak” modeli ile bölge ülkelerini tuzağa düşürmüştür.  İsrail ise yerleşim alanlarını genişletmek ve Arap halkının yerleşik olduğu toprakları işkâl etmek suretiyle, kendi ülke güvenliğine yönelecek Arap ülkelerinden gelebilecek tehditleri önlemeye yönelik Arap ülkelerinin birlik ve dayanışma hattını kırarak  İsrail devletinin güvenliğini sağlamak için bu projeyi benimsemiştir.

Kenan Evren ve Özal  “Osmanlı millet modeli”nin biricik kurtuluş yolu olduğunu açık açık ifade etmişlerdir. PKK’de Osmanlı millet modelini kendi siyasi beklentilerine denk düştüğü için savunmuştur.

Amerika’nın amacı ve hedefi sadece SSCB’nin yıkılmasını sağlamak için değil, 1946 yılında ortaya koyduğu soğuk savaş stratejisinin tek dünya düzenini kurmak ve Dünya jandarmalığını yapmak amacına yöneliktir. ABD ‘nin Avrupa birliğini kurma amacı bu düşünceye yönelik olmuştur.

ABD’nin Türk- Kürt federasyonu teklifi, Özal tarafından kabul görmüş ve gündeme getirilmişken, Süleyman Demirel tarafından bu teklif kabul edilmeyerek reddedilmiştir. Özal’ın Kürt bölgelerini işgal ederek, bir Türk/Kürt federasyonu kurma teşebbüsü, dönemin Genelkurmay başkanı Torumtay’ın sert tepkisi ile karşılaşmış ve Torumtay bu nedenle Genel Kurmay başkanlığından istifa etmiştir.

1945’ten bu yana Türkiye’yi Orta doğu İslam birliği önderliğine “Osmanlılığa ve ümmetçiliye” yönlendirenler ya da sürüklemek isteyenler aynı zamanda PKK ye İslamcılık öneren Yahudi –Hıristiyan birliği ve Liderleri olmuştur. Türkiye’yi hasta eden 85 yıl boyunca “Ilımlı İslam”a geç, Osmanlıya dön, İslam ülkelerinin önderi ol “ Osmanlı millet düzenine geç, “Türk, Kürt ve Arap  birliğini” oluştur tezleri sadece bir telkinden ibaret değil, aynı zamanda yeni oluşturulacak BOP projesinin ön adımları olmuştur.

Özal öldükten sonra Osmanlaştırma bayrağı kuşkusuz Erbakan’a geçmiştir. Özal’ın ölümünden sonra ABD desteğinde Refah partisi iktidar yapılmış ve 35 general bu Saiklerle, topluca Refah partisine geçmiştir. Erbakan Amerika’nın beklentilerini karşılamaması ve BOP eş başkanlığını reddetmesi nedeni ile Amerika desteğinde AKP kurulmuş ve altı ay gibi kısa bir sürede iktidar yapılmıştır. AKP’nin çeyrek asırlık iktidarında cumhuriyetin bütün değerleri ve birikimleri yerle bir edilerek, ülke açlık, yokluk ve yasaklarla teslim alınmış, bütün muhalifler zindanlara tıkılarak rehin alınmıştır.

ABD, Avrupa ve İsrail Nato teşkilatı üstünden Ulus devletleri dinsel ve etnik parçalara bölerek ortadan kaldırma projesi, Türkiye de cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarına sevimli geldiği için göbek adı “Osmanlı eyalet düzeni” olarak pazarlanmıştır. Toplumun ezici çoğunluğundan alıcı bulamayan bu proje, Siyasi İslamcı çevrelerde karşılık bularak Kuran’a dayalı bir “Asrı sadet” düzeni olarak ön görülmüş ve savunulmuştur.

Laik demokratik cumhuriyetin yerine ikame edilmek istenen yeni sistem “Teokratik bir din devleti”dir.  Bu sistemde yurttaş kul kertesine indirgendiği için temel hak ve özgürlüklere sahip değildir. Birey artık sorgulayan, bilimi ve aklı önceleyen bir varlık olmaktan çıkarılarak bir hakkın “öznesi” değil, bir hakkın “sujesi” yapılacaktır. Egemenlik “kayıtsız şartsız milletin” değil, Egemenlik kayıtsız şartsız “Tanrının” ve onun yeryüzü temsilcisi olan muktedir kişiye aittir. Gökten inme doğmalara, muktedirin tebaası kayıtsız şartsız iti hat ederek, Şeriat anayasası neyi emrediyorsa, onun gereğini eksiksiz yerine getirmekle mükelleftir.

İslam ve İslam dışı toplumlar, bir sözleşme ile kendi hukuklarını uygulayarak ve çoklu hukuk sistemine geçerek ümmet olduklarının bilinci ile varlıklarını sürdürecekler.

Irak, Libya ve Suriye BOP projesi kapsamında ABD, AB ve Türkiye’nin iş birliğinde kan gölüne dönüştürülerek parçalanmıştır. Bu günlerde İsrail bu küresel zorba ülkelerin desteğinde İran’ın stratejik askeri üslerini ve nükleer santralini bombalayarak İran da iç kargaşa çıkartarak İran’ı bölme senaryolarını uygulamaya koymuştur. İran’dan sonra sıra hangi ülkeye gelecek bekleyip göreceğiz.

Türk ordusunu Osmanlı toprağı olmayan Kore’ye, Somali’ye, Afganistan’a gönderen Amerika, eski Osmanlı toprağı olan, Türklerin yaşadığı Kıbrıs ve Kerkük’te acaba neden ve niçin Türk askeri istememiştir?  Amerika Türkiye’yi Osmanlıcı söylemlere yönelterek, Balkanlarda ve Ortadoğu da eski Osmanlı topraklarında yaşayan, komşularımızın bizden korkmalarını ve ürkmelerini sağlayarak, bu topraklarda üstler kurarak, ABD dolaylı yollardan bu ülkeleri işgal ederek yerleşmiştir. Bütün bu olaylardan anlaşılacağı üzere, Amerika Türkiye’yi kendi güdümünde “yeni Osmanlı “ya dönüştürme gayreti ile bir taşla birçok kuş vurmak üzere geliştirdiği bu ümmetçi ve orta çağ karanlığını BOP Eş başkanı Erdoğan önderliğinde hayata geçirerek cumhuriyetin tabutuna son çiviyi çakmak istiyor.

1923 karşıtlığı üzerinden Cumhuriyetin mezar kazıcılığını yapan, BOP Eş başkanı Erdoğan Arapları, Türkleri ve  Kürtleri yanına alarak Sunni Müslümanlar üzerinden bir  ümmet ittifakı kurduğunu ilan etmiş olması kuşkusuz Anayasal bir suçtur. Bu suçun vebali Cumhuriyet savcılarının ve Yargıtay cumhuriyet başsavcısının omuzlarındadır. Çünkü Anayasamızın 4.maddesinde Laiklik ilkesi değiştirilemez ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez ibaresi M.K Atatürk’ün önderliğinde kurulan Çünkü Anayasamızın hedeflediği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmaktır. Bu nedenle ortaçağ karanlığına geri dönerek ümmetçiliği ve her türden gericiliği parlatarak mezhepçilik yapmak değildir. Sahi Erdoğan, Bahçeli ve Öcalan ittifakı neden ve niçin Anadolu Alevilerini, Şiileri, Arap Alevileri, Kürt Alevileri, Nusayri Alevileri, Dürzileri, Suryanileri, Ezidileri, Acemleri ve diğer gayri Müslüman inanç mensubu kesimleri yok sayıyorlar? Bu ayrıştırma Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan ve birlikte bir arada yaşayan farlı inançları ve etnik yapıları kin ve düşmanlığa teşvik etmektir.

Yeniden Osmanlılaştırma ve ümmetleştirme yoluyla uçurumun eşiğine gelen “ülkemizin” Atatürk’ün bilim ve aklı önceleyen aydınlık yoluna dönmekten başka bir çaresi yoktur. Tüm demokratik muhalif güçler hak hukuk adalet tanımayan toplumu fay hatları üstünden bölen ve ayrıştıran bu ceberut iktidara karşı birleşerek Laik demokratik sosyal hukuk devletini yeniden inşa etmelidirler. Gün ayrışma ve bölünme günü değil, birlik beraberlik ve birleşme günüdür.

About Post Author

About Post Author