30 AĞUSTOS ZAFERİ, ULUSAL ONURUMUZDUR

30 Ağustos zaferi, tarihimizin en önemli dönüm noktasıdır. Bu nedenle yalnızca bizim değil; ezilen tüm dünya halklarının ve hatta tüm insanlığın, özgürlüğe, kurtuluşa, başı dik ve onuruyla yaşama kararlılığına yönelişinin tarihi bir adımı ve umudu olmuştur.

 Atatürk, ulusal kurtuluş mücadelemizi tam bağımsızlıkla taçlandırarak, aslında yeni bir çağın kapısını aralamıştır. Sömürge ülkeleri ve halklarının ulusal kurtuluş savaşımızı ve zaferini örnek alarak, sömürgeciliğe ve yerli işbirlikçilerine karşı başkaldırmışlardır. Gandi diyor ki; “M. Kemal İngilizleri yeninceye kadar biz İngilizlerin Tanrı olduklarını sanıyorduk” Bu nedenle M. Kemal Osmanlının küllerinden bir Ulus yaratarak büyük devrimler yapmış, ülkeyi orta çağ karanlığından çıkararak yeni bir çağa taşımıştır. Yeni devrim kanunlarıyla Egemenlik tanrının yer üstündeki gölgesi sayılan padişahtan alınarak, kayıtsız şartsız halka verilince, İslam şeriatçıları çılgına dönmüş, Ulusal kurtuluş savaşımız için “keşke Yunan kazansaydı diye” hayıflanan vatan hainleri cumhuriyetle hesaplaşmaktan ve intikam almaktan ne yazık ki vazgeçmemişlerdir. Amerika’nın himayesinde muvazaa yapılarak iktidar yapılan cumhuriyet ve laiklik düşmanı AKP ve bileşenleri, cumhuriyeti yıkmak için koş başı olarak kullanılmışlardır. Sözde yeni bir tarih yazma peşinde olan bu kesimler, Ulusal bayramlarımızı kutlama törenlerini engellenmek için her türlü hileye ve yalana başvurarak, halka unutturmaya çalışıyorlar. Emperyalistlerin ve uşaklarının 1950 den bu yana, cumhuriyeti değiştirip dönüştürme projesi 1980 darbesi ile ete kemiğe bürünmüş AKP/ MHP iktidarında ise daha büyük bir ivme kazanmıştır. Pandemi, gerekçesine sığınarak, gerçeklerin üstünü örtmeye çalışan İçişleri bakanı Soylu, çifte standart uygulamaları nedeniyle inandırıcılığını kaybetmiştir. Ayasofya siyasi kutlamaların da, Uzak tarih 1071 Malazgirt savaşı kutlamalarında, 15 Temmuz kontrollü darbe kutlamaların da, AVM ler de, plajlarda, spor salonlarında, futbol müsabakalarında, düğün salonlarında, otellerde, kafelerde, restaurantlarda, çayhanelerde, camilerde, okçular vakfının müsabakalarında, dini bayramlarda bulaşmayan korona virüsü ne hikmetse “Ulusal bayram” kutlamaların da ve atayı anma etkinliklerin de bulaş zafer bayramımızı anma törenlerini iptal etme gerekçesi yapılmıştır. Bu gün İktidarın bu yasaklarına ve çifte standartlarına karşı direnmek ulusal bir zorunluluk olmuştur. CHP si ve tüm örgütleri başta olmak üzere, zafer bayramını içselleştirmiş bütün siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve vatandaşlarımız için, ülkenin her yerinde Ulusal bayramlarımızı, “koşullar ne olursa olsun” her türlü bedeli göze alarak kutlamak, tarihi bir sorumluluk ve cumhuriyete olan borcumuz gereğidir. Ya AKP parantez arası gördüğü “cumhuriyet dönemini” Bahçeli desteğinde kapatacak, yada Laik demokrat cumhuriyete ve kurucu iradesine inanan muhalif bütün kesimlerin kararlı ve onurlu mücadelesi ile AKP/MHP iktidarının cumhuriyet karşıtlığına son verilerek, güçlendirilmiş parlamenter demokratik sistemi yeniden inşa etme koşullarını yaratarak, bu antidemokratik ucube halk düşmanı sisteme son vereceklerdir. Laik demokratik cumhuriyet yerine teokratik ve otoriter bir sistem ikame etmek isteyen bu karşı devrimci güçleri durdurmak, bütün yurttaşlarımızın önceliği olmalıdır. Bu gün mücadele etmeyen ve bedel ödemeyi göze alamayanlar, bu günde, yarın da, yurt sever dahi sayılmazlar. “Bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık karşısında uşak olmaktan kurtulamaz” Bilelim ki, Ulusal benliğini bilmeyen halklar başka Ulusların avı ve oyuncağı olurlar.. Ulusun bağımsızlığını, cumhuriyetin kazanımlarını “namussuzlar kadar cesur olmayı göze alarak savunmayanlar” bu uğurda bedel ödemeyenler unutulmasın ki yarının uşakları olurlar. Halkımızın kararlığı, Laik demokratik cumhuriyete ve onun önderine olan inancı, “ya istiklal, ya ölüm” diyerek, ülkeyi yeniden halkların eşitliği ve kardeşliği temelinde kurtaracaktır.

 

About Post Author

About Post Author