Yerel Yönetimlerin Yaşadığı Mali Sorunlara Reform Gerekli mi?

Yerel Yönetimlerin Yaşadığı Mali Sorunlara Reform Gerekli mi?

Yerel Yönetimlerin mali konularda yaşadığı sorunların ve çözüm önerilerinin değerlendirilmesi amacıyla Türkiye Belediyeler Birliği tarafından doktoralı personellerden oluşturulan Mali Yönetim Komisyonunda üye olarak görevlendirildim. Mali Yönetim Komisyonu ilk toplantısını gerçekleştirdi. Geniş çapta yapılacak araştırmaların ışığı altında güzel bir sonuç çıkacağına eminim.

5393 sayılı Belediye Kanunu ile 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamında belediyelerin mevcutta yürütmesi gereken görevleri finanse edebilmek için gelirlerinin yetersiz olduğu bilinmektedir. Merkezi hükümetin vergi ve mali yükümlülükleri toplama yetkileri olmadığından merkezi hükümete bağımlı olmaktadır. Bu da mali özerklik ve mali yerelleşme konusunda yerel yönetimleri başarısız göstermektedir.

Belediye gelirleri açısından bakacak olursak; 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’na göre vergiler, harçlar ve harcamalara katılım payı ile sınırlandırılmıştır. Vergi gelirleri; başta emlak vergisi olmak üzere ilan ve reklam vergisi, çevre temizlik vergisi, haberleşme vergisi, eğlence vergisi, tüketim vergisi, havagazı ve elektrik ve tüketim vergisi olarak belirlenmiştir.  Harç gelirleri ise; işgal harcı, imar harcı, işyeri açma izni harcı, tellallık harcı, tatil günlerinde çalışma ruhsatı harcı, sağlık belgesi harcı, esnaf muaflığı belgesi harcı, ölçü ve tartı aletleri muayene harcı, kayıt ve suret harcı, hayvan kesimi, muayene ve denetleme harcı gibi gelir kalemleridir.  Son olarak harcamalara katılım payı olarak; kanalizasyon harcamalarına katılma payı, su tesisleri harcamalarına katılma payı, yol harcamalarına katılma payı olarak sıralayabiliriz.

Bunların dışında bir diğer gelir kaynağı ise borçlanma olarak tanımlanabilir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun Borçlanma başlıklı 68.maddesinde dış borçlanmanın hangi şartlar altında kullanılabileceği yer almaktadır. Yani, İller Bankasından borçlanma, hazine garantili veya garantisiz dış borçlanma ve tahvil çıkararak iç borçlanma olarak belirtebiliriz. Ayrıca Ulusal veya uluslararası hibe fon kaynaklarına başvurularak belediye adına yürütülen projeler de kaynak tüketmeden ilçe sorunlarına çözüm üretilmesinin sağlanması açısından gelir olarak düşünülebilir.

Belediye giderleri açısından bakacak olursak da; Belediye Kanunu’nun 60.maddesinde sayılmıştır. Belediye personeline yapılan maaş ve özlük hakları ödemeleri, cari ödemeler, her türlü alt yapı, yapım, onarım ve bakım giderleri, belediye binaları, tesisleri ile araç ve malzemelerinin temini, yapımı, bakımı ve onarımı için yapılan giderler, vergi, resim, harç, katılma payı, hizmet karşılığı alınacak ücretler ve diğer gelirlerin takip ve tahsili için yapılacak giderler, belediye zabıta ve itfaiye hizmetleri ile diğer görev ve hizmetlerin yürütülmesi için yapılacak giderler, belediyenin kuruluşuna katıldığı şirket, kuruluş ve katıldığı birliklerle ilgili ortaklık payı ve üyelik aidatı giderleri, mezarlıkların tesisi, korunması ve bakımına ilişkin giderler, faiz, borçlanmaya ilişkin diğer ödemeler ile sigorta giderleri, dar gelirli, yoksul, muhtaç ve kimsesizler ile engellilere yapılacak sosyal hizmet ve yardımlar, dava takip ve icra giderleri, temsil, tören, ağırlama ve tanıtım giderleri, yurt içi ve yurt dışı kamu ve özel kesim ile sivil toplum örgütleriyle birlikte yapılan ortak hizmetler ve proje giderleri, sosyo-kültürel, sanatsal ve bilimsel etkinlikler için yapılan giderler, kanunla verilen görevler ve hizmetlerin yürütülmesi için yapılan diğer giderler, şartlı bağışlarla ilgili yapılacak harcamalar, imar düzenleme giderleri, her türlü proje giderleri olarak sıralanabilmektedir.

Türkiye’de yerel yönetimlerin içinde bulunduğu mali sorunları kısaca özetleyecek olursak; gelirlerinin yetersizliği, merkezi yönetimin kaynak aktarma ve yardımlarının şekli, öz gelir oranlarının düşüklüğü, öz gelir oranlarını belirleyebilme ve gelirlerini serbestçe harcayabilme konusundaki yetersizlikler şeklinde sıralayabiliriz.

Nüfusun hızla kentlerde artması ve yoğunlaşması belediyelerin görev ve sorumluluklarına paralel olarak bir gelir artışının sağlanamamış olması sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Merkeziyetçi yapı içinde mali kaynakların tek elde toplanması ve dağıtılması, belediye gelirlerinin, sorumlulukları karşısında yetersiz olabilmektedir. Kaldı ki, personel ücretlerini bile ödeyemeyen belediyelerin sayısı az değildir. Merkezi yönetimin, yönetim sorumluluğunu yerel yönetimlerle paylaşması, idari ve mali politikaların etkinliğini daha da arttırabilir.

Belediyelerin öz gelirleri arasında bulunan; haberleşme vergisi, elektrik ve havagazı tüketim vergisi, yangın sigorta vergisi ve emlak vergisi nispi vergilerdir, diğer vergiler ise maktudur. Maktu olarak belirlenen vergi ve harçlardan elde edilen gelirlerin, reel olarak değerlerini korumaları mümkün olmamakta, enflasyon karşısında hızla erimektedir. Bu durum, belediyelerin gelirlerinin sürekli değer kaybetmesine yol açabilmektedir. Diğer bir öz gelir olarak tanımlanan emlak vergileri, etkinleştirilebildiği takdirde belediyelerin en önemli kaynağı haline gelmesi mümkündür.

Genel bütçe vergi gelirlerinden belediyelere %9.25 oranında pay aktarılması 1981 tarihli düzenlemeyle belirlenmişti. Ancak mevcutta 2003 tarihli Bütçe Kanununda bu pay, %5’e indirilmiştir. Kaliteli kamu hizmetine talebin giderek arttığı da gözden kaçırılmamalıdır.

Borçlanarak gelir elde etme konusunda ise büyük belediyeler, küçük belediyelere göre daha fazla bu imkânlardan yararlanabilmektedir. Diğer yandan belediyelerin, borçlarının silinme beklentisini de unutmamak gerek. Özellikle genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan payların dışında merkezi yönetimin belediyelere yaptığı yardımların çoğunluğu belli bir şarta bağlı olarak verilmektedir.

2001 yılı Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre belediyelerin toplam gelirlerinin, %40’ı öz gelirlerden oluşmaktadır. Diğerleri ise; %52 gibi oranı merkezi yönetim yardımlarından, %8’i ise borçlanmalardan meydana gelmektedir. Yerel mali reform çalışmaları kapsamında belediyelere genel bütçeden daha fazla pay vermek amaç edinilmiş olsa da öz gelirlerin artırılması konusunda ciddi bir adım atılamamıştır.

Belediyelerin gelirlerini rahatça harcayabilme konusundaki yetersizlikler de, önemli bir diğer mali sorunu oluşturmaktadır. Yani yerel yönetimlerin mali denetimlerinin, idari vesayet yoluyla gerçekleştirilmesi, belediyelerin gelişmesini olumsuz etkileyebilmektedir.

Sonuç olarak belediyelerin yaşadıkları mali sorunlar ve gelir yetersizlikleri, sosyal nitelikli harcamalara kaynak ayırmalarını da büyük ölçüde sınırlamaktadır. Hızlı kentleşme, teknolojik gelişim ve değişime ayak uydurma ve toplumun kaliteli hizmet beklentisi nedeniyle yerel yönetimler, yatırımların büyüklüğüne göre dış finansman kaynağına ya da hibe fon kaynaklarına arayışlarını da sürdürmektedir.   Daha etkin, verimli ve vatandaş memnuniyetini artıran belediyelere ulaşmak için sorunların acilen çözülmesi ve mali reform çalışmalarında hızlıca yol alınması gerekmektedir.

Dr.Nesrin BAŞPINAR

Uzman / Küçükçekmece Belediyesi

 

 

 

 

KENT HAYAT MEDYA EKİBİ.