TOROSLARDA SEÇİM NASIL KAZANILIR?

En sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. Toroslarda seçim ancak CHP ile DEM’in iş birliği ile güçlü ve profili yüksek, eğitimli, bilgili, birikimli, yerel yönetimleri bilen Kürt bir adayın CHP’den aday gösterilmesi ile kazanılabilir.

Gerekçesi de belli: Aday DEM’in ve CHP’nin üzerinde mutabık kalacakları ve her iki partinin seçmeninin oy verebileceği bir kişi olmalı. Yetmez, bu aday aynı zamanda AKP’ye oy veren Kürtlerden de oy alacak biri olmalı. O takdirde sonuç alınabilir, aksi taktirde burada seçim kazanmak mümkün değil.

Neden böyle diyoruz? Çünkü hesap belli, oylar belli, matematik ve sosyoloji ortada. Yerel seçim ile genel seçimin dinamikleri farklı. Her ilin özgün koşulları olduğu gibi her ilçenin de koşulları kendine hastır, tıpkı Toroslarda olduğu gibi. Bundan dolayı aday belirleyici ve adayın profili önem kazanıyor. Seçim de akıl, strateji, sosyoloji ve matematikle kazanılır. Diğer bir deyişle akıllı bir strateji ve sosyolojiyi dikkate alan bir matematikle seçim kazanılabilir. Bu noktada Toroslarda hesap açık, sosyoloji belli.

Rakamlara bir göz atalım: Geçen seçimde CHP (bileşenleri ile birlikte) 45 bin oy almış, DEM de 40 bin oy almış, toplamda 85 bin ediyor. Karşı cephede yer alan Cumhur İttifakı ise 77 bin oy almış, AKP 55 bin, MHP de 22 bin almış bu da eder 77 bin. Bu durumda CHP +DEM iş birliği bir tık ilerde. Tabi seçimde iki artı iki her zaman dört etmez bazen 3 bazen beş edebilir.

Her ne kadar burada yarış iki aday arasında geçecekse bile diğer partilerin konumu, durumu ve nasıl davranacakları da önemli: Küsuratları dikkatte almadan söylersek, Zafer Partisinin 3 bin beş yüz oyu, İşçi Pastisinin de 3 bin oyu var Toroslarda. Ayrıca İyi Partinin aldığı 18 bin oyu da unutmamak lazım. İyi Parti aday çıkaracak, anacak adayı nasıl davranacak ne kadar oy alacak, belli değil. İP ile Zafer Partisi ne yapacak, bütün bunlar seçimin sonucunu etkileyecek faktörler olarak bir kenara not edilmeli.

Bu matematiğe ve sosyolojiye bakıldığında şu söylenebilir. DEM ve CHP’nin üzerinde anlaştığı, her iki tarafın seçmeninin de oy verebileceği profili yüksek Kürt bir aday seçimi kazanabilir. Şöyle ki; aday CHP’den olabildiğince yüksek oranda oy alacak, DEM iyi bir çalışma yaparak seçmenini firesiz sandığa götürecek ve en önemlisi aday AKP’li muhafazakâr Kürt seçmeden de bir miktar oy alacak. Seçimi kazanmanın formülü bu. Yani, CHP’deki kaçakları minimize et, AKP’den gelecek oyları maksimum düzeye çıkar ve DEM’in tüm oylarını al ve seçimi kazan. Tabi oluşturulacak meclis üyeleri listesinin de bu süreçte çok önemli olduğunun altını çizelim.

Bu olmadığı takdirde seçim muhalefet tarafından kazanılamaz. Ne CHP ne de DEM tek başına burada seçimi alamaz. Bir güç birliği olmazsa, yani DEM ve CHP Mersin’de ayrı ayrı aday çıkardıkları takdirde sadece Toroslar değil Büyükşehirde de seçim zora girer. Aynı şey Tarsus, Akdeniz ve hatta Mezitli için de geçerli. Çünkü seçimde güç birliği nasıl ki kazanma konusunda bir domino etkisi yapacaksa kaybetme konusunda da aynı etkiyi yapar. Bu durum ilçe ve büyükşehir meclislerine de yansır.

O halde akıl var mantık var, bile bile lades demenin, Mersin’i MHP’ye teslim etmeninin manası ve mantığı yok. Muhalefet partilerinin kaybetmek yerine kazan kazan politikası ile hareket etmeleri gerekir. O zaman bütün anakent merkez ilçeleri ve Tarsus’ta seçim kazanılır, yansıra büyükşehir meclisinde çoğunluk elde edilir. Aksi bile bile kaybetmeye oynamaktır, bu da Mersin’e ve Mersin’de yaşayanlara haksızlık olur, kötülük olur.

Görünen köy kılavuz istemez, durum buyken gerekli fedakârlıkları yapmayarak birlikte hareket etmemek ister istemez Cumhur İttifakının değirmenine su taşır. Çünkü CHP ve Dem güç birliği yapmazsa sadece Toroslar ve Mersin’de değil, başta İstanbul olmak üzere, Ankara, Adana, Antalya da kaybedilir, kazanılması muhtemel olan Balıkesir ve Bursa’da da seçim kazanılamaz, muhalefet topyekûn kaybeder. İş işten geçtikten sonra ise birbirini suçlamanın, ah vah etmenin hiçbir anlamı olmaz.

 

About Post Author