İnsanlığı Aydınlatmanın Yolu Kız Çocuklarının Desteklenmesinden Geçer

İnsanlığı Aydınlatmanın Yolu Kız Çocuklarının Desteklenmesinden Geçer

Düşünce tarihine eşitlik filozofu olarak geçen Jean-Jacques Rousseau’nun ‘Toplum Sözleşmesi’ adlı eserinde “İnsanlar özgür doğar, oysa her yerde zincire vurulmuştur” sözlerine dikkat çekmek istedim. Rousseau’nun da temsil ettiği aydınlanma dönemi eşitlik, özgürlük ve kardeşlik temalarının ışığında “insan” tekrar tanımlanırken bile kadınların insan tanımından soyutlandığı ve kadının fiilen bir vatandaşlık hakkı olmadığı, erkeğe eş kabul edildiği benimsenmiştir. 

 

Bu bakış açısının tipik bir 18. yüzyıl bakış açısı olsa da Maria Wollstonecraft bu bakış açısına net bir şekilde karşı çıkmıştır. 1792 yılında kadınların erkeklerle eşit eğitim görme hakkını engelleyen Fransız Devrimcileri başta olmak üzere tüm burjuvalara karşı yazdığı “Kadın Hakları Savunusu” kitabında, Rousseau’nun eğitim konusundaki düşüncelerini kabul etmemiştir. Kadınla erkek arasındaki farkın dönemin egemen anlayışının aksine doğadan değil de iki cinse verilen farklı eğitimlerden kaynaklandığını ve kızların eğitildikleri takdirde toplumda onlara yasaklanan tüm rolleri yerine getirebileceklerini açık yüreklilikle ifade etmiştir.

 

Aradan 200 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen hala toplumda kadının yeri ve hakları tartışma konusu olabilmektedir. Dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de hızla artan kadına ve çocuklara yönelik şiddet olayları toplumsal bir sorun haline gelmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Çocuk İstismarı ve İhmalinin Önlenmesi Topluluğu (ISPCAN), yayınladıkları ortak raporda, çocuklara kötü muamelenin sonucunun şiddet üreten ve sağlıksız bir toplum olduğunu göstermiştir.

 

Sevgili Doğan Cüceloğlu’nun dediği gibi ‘Korku kültürünün ürünü öğrenilmiş acizliktir’. Gerçek şu ki; yaşanan kötü olayların içinde yer aldığı sistem, olaylar medyaya yansımadan önleyici tedbirler alınmamaktadır. Diğer yandan televizyonda ve sosyal medyada sürekli karşılaştığımız çocuklara şiddet ve cinsel taciz haberleri yüreğimizi sızlatmaya devam etmektedir. Çocuğa şiddet uygulayan bireylerin genellikle çocuğa bakım hizmeti veren,  çocuğuna kötü davranan, şizofreni, depresif ve ruhsal bozukluklara sahip olduğu düşünülse de son yapılan araştırmalarda şiddet uygulayan bireylerin ya da ailelerin çoğunun ciddi hayal kırıklığına uğradıkları, çocuklara karşı kırgınlık, kızgınlık, kıskançlık, onu reddetme gibi karmaşık duygular içinde oldukları belirlemiştir. Diğer yandan değişimlere karşı dirençli, hükmetme ve narsist eğilimli, düşük benlik kavramına sahip, aşırı kaygı taşıyan, depresyon içinde olan, empati kuramama gibi özelliklere sahip bireyler oldukları yada çocukluklarında kendilerine kötü davranılmış veya kötü davranılmasına tanık olmuş bireyler oldukları da gözlemlenmiştir.

 

Kadınları ve çocukları ihmal ve istismardan korumak zor, sıkıntı verici, özel beceri ve bilgi gerektiren bir iştir. Bu olayların önlenmesinde ve belirlenmesinde eğitim kurumu çalışanları, çocuk bakım kurumu çalışanları, hukukçular, emniyet mensupları, psikologlar, sosyal hizmet uzmanları, hekimler ve tüm sağlık çalışanlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Yine bu risklerin gerçekleşmesini önlemek için devlet kurumlarının işbirliği ve konunun önceliğinin devlet ve kamuoyu tarafından benimsenme önem arz etmektedir.

 

 

2012 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun almış olduğu bir kararla, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü olarak kutlanmaya başlanmıştır. Bu önemli günde farkındalığın arttırılması amacıyla kız çocuklarının cinsiyetlerinden ötürü maruz kaldığı eşitsizliğe dikkat çekilmektedir.

 

Kız çocuklarına karşı cinsiyet ayrımcılığının olmadığı ve şiddete son verildiği, fırsat eşitliğinin sağlandığı, ihmalden ve istismardan korunduğu, daha güvenli ve huzurlu bir gelecek sağlamak öncelikli devlet politikamız olmalıdır. Yerelde bu hizmetin desteklenmesi, sorunların belirlenmesi ve çözüm yolları üzerinde çalışmalar yapılması, eğitim (özellikle karma eğitimden ödün verilmemesi), sağlık, güvenlik gibi haklardan eşit olarak faydalanmalarını sağlayacak projelerin hayata geçirilmesi büyük önem arz etmektedir. Yerelde kadın elinin değdiği her projeyi desteklemeye değerdir.

 

Birbirine saygılı, sevgi dolu bir toplum inşa etmek ve çocukları güçlendirmek için ailelere, topluma ve devlete büyük rol düşmektedir. İnsanlığı aydınlatmanın yolu kız çocuklarının desteklenmesinden geçer.

 

 

 

 

KENT HAYAT MEDYA EKİBİ.