Dünya Küçüldü Virüsler Büyüdü: Zoonozlar ve Küreselleşme…

Dünya Küçüldü Virüsler Büyüdü: Zoonozlar ve Küreselleşme…

Prof. Dr. Yavuz Öztürkler

Virüsler için dünyada ilk aşı çalışmalarıyla ilgili bilgilere göz attığımızda, çiçek aşısına dair ilk uygulamalar eski zamanlarda M.Ö 590 yılında Çin’de,  modern zamanda ise  ilk olarak 1700’lü yıllarda batıda  uygulandığı  ileri sürülüyor. Çin’de ilk çiçek aşısının bir çiçek hastasının yara kabuğunun tozunun diğer çocukların burnuna üflenmesi yoluyla uygulandığı zannediliyor.

135 yıl önce kuduz bir köpek 9 yaşındaki bir çocuğu ısırdı.

Adı Joseph’ti… Joseph acıklı  bir şekilde ölümü beklerken tarihi değiştiren adam sahneye çıktı:

Adı Louis Pasteur’dü… Mucizevi aşısını 135 yıl önce bugün uyguladı ve küçük Joseph’i ölümden kurtardı.  Joesph uzun yıllar yaşadı 64 yaşında öldü.

Corona’nın da ilk kaynak noktasının da hayvanlar olduğu belirtilmektedir. Yani bu da zoonoz bir hastalık.   “Zoonoz” hastalık “hayvandan insana geçen hastalık” anlamına gelmektedir.

Yani hayvanlarla yaşamaya devam ettiğimiz ve hayvansal ürünlerden beslendiğimiz sürece bu hastalıklar hep var olacaktır.

Eski zamanlarda “Doğduğu yerde ölenler köylerinin dünyadan büyük olduğunu zannederlerdi.
Oysa günümüzde cep telefonu, E-mail, Google Earth gibi iletişim araçları ile küçülmeden evvel hızlı giden ve okyanus üzerinde yakıt ikmali yapan uçaklarla dünyamız fiziksel olarak çoktan küçüldü, dünya “Tek bir kıta” haline geldi.

Yani küreselleşti…

Dünya küçüldü küçülmesine ama dertleri büyüdü…

Zoonozlar ve Kayıplar

Küreselleşme hastalıkların da hızlı yayılmasını sağladı. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Domuz Gribi, SARS, MERS  gibi hastalıkların adını dünyada bilmeyen kalmadı.

Health for Animals (Global Animal Medicines Association)’ın vermiş olduğu bazı bilgilere bir göz atalım. Paylaşayım:

İnsanları etkileyen yaklaşık  1500 enfeksiyöz hastalık var. Tüm insan hastalıklarının %75’i zoonoz kaynaklı. Yani hayvanlar ve insanlar arasında doğal yollarla bulaşan hastalıklar…
Günümüzde insan sağlığını ve hayvan varlığını açıkça tehdit eden 200’den fazla zoonoz hastalık tanımlanmıştır. Küresel hayvan kayıplarının %20’si zoonoz hastalıklar yüzünden olmaktadır.

1995-2008 yılları arasında etkili zoonozların yayılmalarını engellemenin bedeli 120 milyar dolar civarında . Kuduz gibi bazı zoonozlar tamamen ortadan kaldırılabilmektedir (Eradikasyon). Dünya bankasının 2010 yılı verilerine göre ise hayvan kökenli hastalıklar(zoonoz)ın doğrudan maliyeti  20 milyar doları, dolaylı zararı ise 200 milyar doları aşmaktadır.

Hastalıkların küresel olarak kontrolünde koruyucu Veteriner Hekimliğin  ve aşı geliştirilmesinin rolü ve önemi her geçen gün artmaktadır.

Dünyada çapında hayvan sağlığı sektörü hali hazırda bulunan hastalıklarla mücadele etmek ve ihtiyaç olduğu anda etkili ve hızlı bir şekilde Veteriner Hekimlik hizmetlerini seferber etmek için hükümetlerle ve kanun koyucularla işbirliği halinde çalışmak zorundadır.
Çünkü artık herkes  “TEK Bir Dünya”nın olduğunun, hastalık mücadelesinin yekvücut ve eş güdümle yapılması gerektiğinin farkındadır. Kısaca “Zoonoz” artık küreselleşmiştir, mücadelesi de küresel olmak zorundadır. Rakamlar ve tespitler korkutucu gibi görünse de her şeyde olduğu gibi doğru yöntemlerle zoonozları önlemek mümkündür. Her şeyden önce sağlık konusu bütüncül olarak ele alınmalı, insan-hayvan ve çevre bağlamında incelenmeli,  salgınların önlenmesi meselesine dünyada artık ortak kabul gören “Tek-tıp, tek sağlık”  görüşü üzerinden

Küreselleşme,  Medya, Dezenfermasyon  ve Panik

Moral de bir ilaçtır, tedaviye yardım eder.  Yaygın hastalık tehlikesi abartılırsa önce moralleri sonra sağlığı çökertir.

10.Yüzyılda yaşamış Türk asıllı Müslüman filozof ve hekim Razi hastalarını bitkilerin yanı sıra ruhunu da besleyerek tedavi edermiş. Hastalığın iyileşmesinde yüksek moralin büyük etkisi olduğunu o zamanlardan keşfetmiş. Günümüz tıbbı da aynı şeyi söylüyor. Çağımızın en büyük hastalığı strese neden olan birçok sorunumuz varken, stres ve paniği azaltan yolları da açık tutmalıyız.

Tüm bunların yanı sıra doğru bilgi aktarımı konusu da ayrıca önemsenerek, dezenfermasyon (kafa karıştıran veya yanıltan bilgi kirliliği)  belasının önüne geçilmelidir. Zira medyanın yanına bir de sorumsuzca kullanılan sosyal medya da eklenince durum bir kat daha karmaşıklaşarak panik ortamının maksadından fazla olmasına neden olabilmektedir. Bu da yine iletişimde küreselleşmenin kötü sonuçlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Her şeyden önce paniğe kapılmamak lazım. Korku ve paniğe müsait bir ortamı daha fazla körüklemekle elimize ne geçebilir? Fayda /zarar dengesini iyi kurmak lazım. Toplumun ilgisini koparmayalım derken oluşacak yaygın bir panik ortamı yüzünden,  telafisi mümkün olmayan  vahim sonuçlarla  da karşılaşabiliriz. Bunu oturup herkesin düşünmesi ve yetkili kurumların tartışması lazım. Panik  bulaşma hızı  virüsten daha fazla gibi gözüküyor. Hastalığı öldürelim derken umudu hastalandırmayalım. Eğer umudu hastalandırırsak, virüse çare bulunsa bile umudu ve insanlık duygularımızı  geri getiremeyebiliriz.

Aşı umutları ve son söz

“Yiğit düştüğü yerden kalkarmış”…

Tarihte ilk aşı çalışmaları  M.Ö 590 yılında  Çin’de başladığına göre ilk  müjde de  belki Çin’den gelir kim bilir?…

Dünya aşı üzerinde yoğun olarak çalışıyor. Amerika’da güçlü aşı denemelerine dair sıcak ve sevindirici gelişmeler olmaya başladı.

Corona belası ilk Çin’de çıktı, şimdi çaresinin yine Çin’den de gelebileceğine dair umut verici haberler var. Çin’de de insanlarda aşı denemeleri başladı .

Yine sevindirici ve gurur verici bir haber daha geldi. Bir Türk bilim insanı da aşı denemeleri başlatacak.  Görüldüğü gibi aşı çalışmaları hızla devam ediyor ve eli kulağında. Umuyoruz kısa zamanda  corona aşısı piyasaya da sürülür.

Son söz :  Soğuk kanlı, sağ duyulu  resmi makamlardan verilen uyarılara uyarak ve sabırla bekleyerek  bu kötü günleri de atlatabiliriz.  Kuşkusuz tedbiri elden bırakmayalım ama televizyon başında, kulak kirişte,  haberleri salisesi salisesine takip ederek moralimizi de  çökertmeyelim.

“Hastalık kapıda,  derhal maske tak,  tokalaşmayı bırak, stokla,  toplu hayvan katliamı yap!” derecesine gelmeden, olayları abartmadan, köpürtmeden, koşullara göre paniksiz ve paranoyasız ve sağlıklı  yaşamanın çaresini bulmalı, inancımızı ve güvenimizi yitirmeden, ama çağın gerisinde kalmadan, – Çin’lileri, yarasaları, yılanları ve hayvanları suçlamayı bırakıp- bilimde ilerlemeli, etik, erdem ve ahlakla yapılan bilime  ve doğru bilgiye itibar etmeliyiz.

 

KENT HAYAT MEDYA EKİBİ.